takıntı

takdim

Ar taḳdīm تقديم z [#ḳdm tafˁīl II msd.] öne sürme, önceleme Ar ḳaddama قَدَّمَ z [II f.] öne sürdü

takdir

Ar taḳdīr تقدير z [#ḳdr tafˁīl II msd.] 1. ölçü ve değer biçme, değer verme, beğenme, 2. kader, kısmet Ar ḳadara قَدَرَ zgücü yetti, boy ölçüştü

takdis

Ar taḳdīs تقديس z [#ḳds tafˁīl II msd.] kutsama Ar ḳadusa قدس zkutsal ve aziz idi

takı

TTü tak- +I(g)

takım

TTü tak- eklemek +Im

takıntı

"(argoda) ödenmemiş borç" [ Cumhuriyet - gazete, 1936]
Yirmi liralık bir takıntı kalmış, ne çıkar? Herkes peşinci mi? "(öğrenci argosunda) bütünleme" [ Milliyet - gazete, 1953]
lise son sınıf olgunluk imtihanından takıntısı bulunan öğrenciler Millî Eğitim Vekâletine müracaat ederek "... obsesyon" [ Milliyet - gazete, 1973]
Geçen gün oğlumun öyle pattadak soruverdiği bir soru öyle bir beyin takıntısına yol açtı

TTü tak- +(In)tI

 tak-


17.12.2017
takır

<< ETü takır nal sesi, çoklu sert darbe sesi onom

takip

Ar taˁḳīb تعقيب z [#ˁḳb tafˁīl II msd.] izleme, peşinden gitme Ar ˁaḳaba عَقَبَ zizledi

takiye

Ar taḳiya(t) تقية z [#wḳy tafˁila(t) II msd.] 1. sakınma, takva, 2. Şii fıkhında tehlikeden sakınma amacıyla dinini saklama ≈ Ar wiḳāya(t) وقاية zkoruma, sakınma Ar waḳā وَقَا zkorudu, sakındı

takke

Ar taḳiya(t) تقية z [#wḳy tafˁila(t) II msd.] korunma, sakınma

takla

Ar taḳlaˁ تقلع z [#ḳlˁ msd.] devirme Ar ḳalaˁa قلع zdevirdi, yerinden söküp altüst etti