tabut

tablo

Fr tableau levha, pano, tabela, resim eseri, tiyatro sahnesi << Lat tabellum [küç.] küçük levha Lat tabula levha, yazı veya oyun tahtası

tabloit

İng tabloid 1. hap, tablet [esk.], 2. küçük boy gazete Fr tablette küçük yassı ve daire şeklinde nesne, tablet

tabu

İng taboo nedeni bilinmeyen yasak (İlk kullanım: 1777 James Cook, İng. kâşif.) Tonga tabu ayrı, düzendışı, yasak

tabur

Mac tábor ordugâh KTü/ÇTü dapkur/ṭapkur asker safı, dizi Moğ dabkur saf, sıra, dizi, kat ≈ Moğ dabta- katlamak

tabure

Fr tabouret [küç.] küçük oturak, arkasız iskemle << EFr tabour çift yüzlü davul Ar ṭabl طبل zdavul

tabut

[ Nasırüddin Rabguzi, Kısasü'l-Enbiya, 1310]
Süleymān tābūt kıIdurdı [ Meninski, Thesaurus, 1680]
tābūt: Loculus cadaveris & Arca veteris testamenti.

Ar tābūt تابوت z [#tbwt] 1. Yahudilerin Musa Yasasını sakladıkları sandık, 2. sanduka, lahit Aram tēbūthā תבותא za.a. (Kaynak: Jeffery sf. 88)(≈ İbr tēbah תבה za.a. (özellikle Nuhun gemisi veya Musa yasalarının saklandığı sandık) ) Mıs tbt a.a.

Not: Nöldeke sf. NB 49 Habeşçe tabot "sanduka, özellikle Kutsal Kitap ve kilise eşyasının saklandığı sandık" biçimine işaret eder.


22.08.2017
tabülatör

Fr tabulateur İng tabulator «tablo yapan», hesap makinası ve daktiloda hizalayıcı tuşu OLat tabulare [den.] tablo yapmak, listelemek +(t)or Lat tabula yazı veya oyun tahtası, levha

tabya

Ar taˁbīya(t) تعبية z [#ˁby tafˁila(t) II msd.] ordu dizme, taktik Ar ˁabā عبا zyığdı, üst üste koydu, yerleştirdi

tacir

Ar tācir تاجر z [#tcr fāˁil fa.] ticaret yapan Aram tagārā/taggārā תגרא za.a. Akad tamkāru a.a. Akad makāru alıp satma, ticaret yapma

taciz

Ar taˁcīz تعجيز z [#ˁcz tafˁīl II msd.] aşağılama, güçsüz kılma, rencide etme Ar ˁaciza عجز zaciz idi

taco

İng taco Meksika'ya özgü dolgulu mısır lavaşı İsp (Mex) taco 1. tıkıntı, açlık giderici, 2. a.a. İsp taco tıpa, tıkaç, takoz