tabur

tablet

Fr tablette [küç.] masacık, küçük levha, yassı ve yuvarlak hap Fr table masa, levha +et° << Lat tabula levha

tabliye

Fr tablier 1. yemek önlüğü, 2. her türlü yatay düzlem Fr table masa, levha +ari° << Lat tabula levha

tablo

Fr tableau levha, pano, tabela, resim eseri, tiyatro sahnesi << Lat tabellum [küç.] küçük levha Lat tabula levha, yazı veya oyun tahtası

tabloit

İng tabloid 1. hap, tablet [esk.], 2. küçük boy gazete Fr tablette küçük yassı ve daire şeklinde nesne, tablet

tabu

İng taboo nedeni bilinmeyen yasak (İlk kullanım: 1777 James Cook, İng. kâşif.) Tonga tabu ayrı, düzendışı, yasak

tabur

"bir tür istihkam" [ Selanikli Mustafa Ef., Tarih-i Selanikî, 1600]
ol sahrâda tabur kurup leşker-i şeyâtîn ile hâzır u âmâde olup [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
etrafına χandak toprakları üzre yetmiş seksen biŋ arabaların birbirlerine zencirler ile bağlayup taburlar çatmış taburcu "hastaneden tahliye" [ Cumhuriyet - gazete, 1931]
yaraları sarıldıktan sonra taburcu edîlmiş, kendisine bir hafta izin verilmiştir.

Mac tábor ordugâh KTü/ÇTü dapkur/ṭapkur asker safı, dizi Moğ dabkur saf, sıra, dizi, kat ≈ Moğ dabta- katlamak

Not: "Arabaları saflar şeklinde birbirine zincirleyerek oluşturulan istihkâm veya ordu kampı" anlamında 17. yy Macaristan savaşları sırasında yaygınlık kazandı. Macarca sözcük Tatar/Çağatay Türkçesinden ve nihai olarak Moğolcadan alıntıdır. WOT sf. 837-839. H. Eren'in sözcüğü Slavcadan türetme önerisi yanlıştır. • Taburcu deyimi muhtemelen "saflara geri dönen" anlamında asker argosudur.

Benzer sözcükler: taburcu


29.10.2020
tabure

Fr tabouret [küç.] küçük oturak, arkasız iskemle << EFr tabour çift yüzlü davul Ar ṭabl طبل zdavul

tabut

Ar tābūt تابوت z [#tbwt] 1. Yahudilerin Musa Yasasını sakladıkları sandık, 2. sanduka, lahit Aram tēbūthā תבותא za.a. (Kaynak: Jeffery sf. 88)(≈ İbr tēbah תבה za.a. (özellikle Nuhun gemisi veya Musa yasalarının saklandığı sandık) ) Mıs tbt a.a.

tabülatör

Fr tabulateur İng tabulator «tablo yapan», hesap makinası ve daktiloda hizalayıcı tuşu OLat tabulare [den.] tablo yapmak, listelemek +(t)or Lat tabula yazı veya oyun tahtası, levha

tabya

Ar taˁbīya(t) تعبية z [#ˁby tafˁila(t) II msd.] ordu dizme, taktik Ar ˁabā عبا zyığdı, üst üste koydu, yerleştirdi

tacir

Ar tācir تاجر z [#tcr fāˁil fa.] ticaret yapan Aram tagārā/taggārā תגרא za.a. Akad tamkāru a.a. Akad makāru alıp satma, ticaret yapma