tablo

tabir

Ar taˁbīr تعبير z [#ˁbr tafˁīl II msd.] anlam çıkarma, yorumlama, özellikle rüya yorma Ar ˁabara عَبَرَ zgeçti

tabla

Ar ṭabl/ṭabla طبلة z [#ṭbl] yassı ve yuvarlak tepsi, daire şeklinde çeşitli yassı nesnelerin adı Aram ṭablā טַבְלָא ztablet, yazı veya oyun tahtası, hesap cetveli (Kaynak: Jastrow sf. 518.)Lat tabula tablet, levha, yazı tahtası, oyun tahtası

tabldot

Fr table d'hôte (lokantada) ev sahibinin sofrası, seçmesiz menü § Fr table masa, sofra Fr hôte misafir ağırlayan, ev sahibi

tablet

Fr tablette [küç.] masacık, küçük levha, yassı ve yuvarlak hap Fr table masa, levha +et° << Lat tabula levha

tabliye

Fr tablier 1. yemek önlüğü, 2. her türlü yatay düzlem Fr table masa, levha +ari° << Lat tabula levha

tablo

[ Ahmed Mithat, <1900]
Vay vay! Tablomuz canlandı. Ressamların 'tablo vivan' dedikleri sureti aldı.

Fr tableau levha, pano, tabela, resim eseri, tiyatro sahnesi << Lat tabellum [küç.] küçük levha Lat tabula levha, yazı veya oyun tahtası

 tabela


24.06.2015
tabloit

İng tabloid 1. hap, tablet [esk.], 2. küçük boy gazete Fr tablette küçük yassı ve daire şeklinde nesne, tablet

tabu

İng taboo nedeni bilinmeyen yasak (İlk kullanım: 1777 James Cook, İng. kâşif.) Tonga tabu ayrı, düzendışı, yasak

tabur

Mac tábor ordugâh KTü/ÇTü dapkur/ṭapkur asker safı, dizi Moğ dabkur saf, sıra, dizi, kat ≈ Moğ dabta- katlamak

tabure

Fr tabouret [küç.] küçük oturak, arkasız iskemle << EFr tabour çift yüzlü davul Ar ṭabl طبل zdavul

tabut

Ar tābūt تابوت z [#tbwt] 1. Yahudilerin Musa Yasasını sakladıkları sandık, 2. sanduka, lahit Aram tēbūthā תבותא za.a. (Kaynak: Jeffery sf. 88)(≈ İbr tēbah תבה za.a. (özellikle Nuhun gemisi veya Musa yasalarının saklandığı sandık) ) Mıs tbt a.a.