tabiiyet

tabasbus

Ar tabaṣbuṣ تبصبص z [#bṣ tafaˁfuˁ q. II msd.] kuyruk sallama, yaltaklanma onom baṣbaṣa بصبص z(hayvan) kuyruk salladı

tabela

İt tabella levha, tabla, tepsi, masa << Lat tabella [küç.] levhacık Lat tabula tablet, levha +ell°

tabi

Ar tābiˁ تابع z [#tbˁ fāˁil fa.] birinin peşinden giden, bağımlı, uyruk Ar tabaˁa تبع zizledi

tabiat

Ar ṭabīˁa(t) طبيعة z [#ṭbˁ faˁīlā(t) sf. fem.] yaradılış, karakter, irade ve eğitimden bağımsız olan şey Ar ṭabaˁa طبع zmühür ve damga bastı, damgaladı

tabii

Ar ṭabīˁī طبيعى z [#ṭbˁ nsb.] yaradılışa uygun, doğal Ar ṭabīˁa(t) طبيعة ztabiat

tabiiyet

YO: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
tābiˁiyet: Bir hükümete ittibāˁ.

Ar tābiˁ تابع zbağlı, bağımlı +īya(t)2

 tabi


22.10.2014
tabip

Ar ṭabīb طبيب z [#ṭbb faˁīl sf.] hekim, doktor Ar ṭabba طَبَّ zhekimlik yaptı

tabir

Ar taˁbīr تعبير z [#ˁbr tafˁīl II msd.] anlam çıkarma, yorumlama, özellikle rüya yorma Ar ˁabara عَبَرَ zgeçti

tabla

Ar ṭabl/ṭabla طبلة z [#ṭbl] yassı ve yuvarlak tepsi, daire şeklinde çeşitli yassı nesnelerin adı Aram ṭablā טַבְלָא ztablet, yazı veya oyun tahtası, hesap cetveli (Kaynak: Jastrow sf. 518.)Lat tabula tablet, levha, yazı tahtası, oyun tahtası

tabldot

Fr table d'hôte (lokantada) ev sahibinin sofrası, seçmesiz menü § Fr table masa, sofra Fr hôte misafir ağırlayan, ev sahibi

tablet

Fr tablette [küç.] masacık, küçük levha, yassı ve yuvarlak hap Fr table masa, levha +et° << Lat tabula levha