tabanca

tabak1

Ar ṭabaḳ طبق z [#ṭbḳ faˁal ] tava, tepsi, tencere kapağı OFa tabak طبق ztava, tepsi

tabak2

Ar dabbāġ دبّاغ z [#dbġ faˁˁāl mesl.] deri işleyen, sepici Ar dabaġa دبغ zsepiledi

tabaka1

Ar ṭabaḳa(t) طبقة z [#ṭbḳ faˁala(t) mr.] katman, düzlem, stratum Ar ṭabaḳ طبق ztepsi

tabaka2

İsp tabaco tütün Karib

taban

<< ETü taban ayağın altı, özellikle deve ve ayının ayak altı <<? ETü *tapan

tabanca

TTü: "tokat" [ Gülşehri, Mantıku't-Tayr, 1317]
bir tabanca urur ise ol bize / boynumuzu süksünümüzden üze TTü: "... tetik" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
tabancalu [tetikli] ve çarχlu tüfengler bellerüŋde (...) beş tabancalı tüfengi var TTü: "el piştovu" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
tabanca: Avuç içi, avuçla vurulan sille, (...) küçük piştov

<< TTü tabança el ayası, tokat TTü taban ayak tabanı +çA

 taban

Not: Esasen "tokat" anlamına gelen sözcük 17. yy'da yeni icat edilen tetik mekanizması için kullanılmıştır.


10.06.2015
tabanvay

§ TTü taban ayak TTü tramvay kamu ulaşım aracı

tabasbus

Ar tabaṣbuṣ تبصبص z [#bṣ tafaˁfuˁ q. II msd.] kuyruk sallama, yaltaklanma onom baṣbaṣa بصبص z(hayvan) kuyruk salladı

tabela

İt tabella levha, tabla, tepsi, masa << Lat tabella [küç.] levhacık Lat tabula tablet, levha +ell°

tabi

Ar tābiˁ تابع z [#tbˁ fāˁil fa.] birinin peşinden giden, bağımlı, uyruk Ar tabaˁa تبع zizledi

tabiat

Ar ṭabīˁa(t) طبيعة z [#ṭbˁ faˁīlā(t) sf. fem.] yaradılış, karakter, irade ve eğitimden bağımsız olan şey Ar ṭabaˁa طبع zmühür ve damga bastı, damgaladı