tımar

tıkaç

TTü tıka- +(g)Aç

tıkız

TTü tık- +Uz

tıknaz

<? ETü tıkın- teperek tıkmak, doldurmak, fazla yemek +(n)Az

tıksır|mak

<< TTü onom tıs aksırık sesi +kIr-

tılsım

Ar ṭilsim/ṭilism طلسم z [#ṭlsm q.] büyü, özellikle bir hazineyi koruyan büyü EYun télesma τέλεσμα zicraat, resmi işlem, tören, ayin EYun teléō τελέω zifa etmek, icra etmek, resmi bir işin gereğini yapmak +ma(t)

tımar

[ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
baka aylanu turdı ekin yériŋe = tīmār kıldı ekinge [ anon., Tezkiretü'l-Evliya terc., 1341]
dünya bir tīmār-χānedür [bakım evidir] ve χalāyıḳ [mahluklar] anıŋ içinde delüler gibidür "Osmanlı devletinde bir beyin bakımına tevdi edilen miri arazi" [ Fatih Sultan Mehmed, Kanunname-i Al-i Osman, <1481]
Çāşnīgīrlerden soŋra tīmār müteferrikasıdur

Fa/OFa tīmār تيمار zbakım, gözetim, tedavi

Benzer sözcükler: tımarhane, tımarlı sipahi


22.09.2017
tın

onom küçük ve boş metal nesneye darbe sesi

tın|mak

<? onom tın ses

tınaz

Yun tinázō τινάζω zsilkmek, sarsmak, savurmak << EYun tinássō τινάσσω za.a., özellikle yaba ile savurmak

tıngır

onom rezonanslı ve mükerrer hafif darbe sesi

tını

TTü tın- ses etmek, konuşmak +I(g)