susta

sureta

Ar ṣūratan صورتاً z [zrf.] görünürde, şekil itibariyle

sus|mak

ünl sus/sıs/şış susturma ünlemi

susa|mak

<< ETü suvsa- susamak ETü suv su +sA-

susak

<< ETü susġak su kovası, kepçe ETü suvsı- sulamak +(g)Ak

susam

Ar simsim سمسم ztohumlarından yağ çıkarılan susam bitkisi Fa sūsam سوسم zsüsen, zambak Aram şūmşəmā שומשמא za.a. Akad şamşammū yağ otu § Akad şamnu yağ Akad şammu ot, ilaç, şifalı bitki

susta

"köpek arka ayakları üzerinde durma" [ Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kokotlar Mektebi, 1927]
Garsonlar hovarda müşterinin huzurunda susta duruyor, bir ihtiram ve isticalle çalışıyorlar "... çakıda emniyet yayı" [ Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kokotlar Mektebi, 1927]
Kaleminizin ucuna bir sustalı çakı geçirip bu faziletinizi inkar edenlere dişlerinizle beraber göstere göstere

İt sosta durma, durdurma, durdurucu aygıt İt sostare durmak, duraklamak << Lat substāre, substāt- a.a. Lat sub+ stāre, stāt- durmak

 istasyon

Benzer sözcükler: susta durmak, sustalı


22.09.2017
suş

Fr souche 1. ağaç gövdesi, özellikle ağaç kesildikten sonra geriye kalan kütük, 2. soy, soyağacı Ger

suşi

Jap sushi 寿司 zyosuna sarılmış pirinç ve çiğ balıkla yapılan meze Jap edomae nigirizushi «Edo usulü hızlı zushi», a.a. Jap narezushi ekşitilmiş balık

sutyen

Fr soutien-gorge göğüs desteği, göğüslük Fr soutenir alttan tutmak, desteklemek << Lat sustinere, sustent- a.a. Lat sub+ tenere, tent- tutmak

suvar|mak

<< ETü suvġar- sulamak, su vermek ETü suv +(g)Ar-

suvat

<< TTü suva- su verme, ıslatma +Ut