sus|mak

sur2

Arapça ṣwr kökünden gelen ṣūr صور z "boynuz, av borusu" sözcüğünden alıntıdır.

surat

Arapça ṣūra(t) صورة z "şekil, görüntü, resim" sözcüğünden alıntıdır.

sure

Arapça swr kökünden gelen sūra(t) سورة z "Kuran'ı oluşturan bölümlerden her biri" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice şwr kökünden gelen şūrāh, şūrətā שׁוּרָה/שׁוּרְתָא z "dizi, hat, yazıda satır" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Aramice/Süryanice şūr שׁוּר z "sur, savunma hattı" sözcüğünden türetilmiştir.

suret

Arapça ṣwr kökünden gelen ṣūra(t) صورة z "1. görüntü, resim, imge, biçim, 2. insan yüzü" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice şūrəṭā שׁוּרְטָא z "çizgi, çizim" sözcüğü ile eş kökenlidir. (Kaynak: Jastrow, Dict. of the Targumim, Talmud Bavli etc. sf. 1542, 1629.) Bu sözcük Akatça aynı anlama gelen uṣurtu sözcüğünden alıntıdır. Akatça sözcük Akatça eṣēru "çizgi veya resim çizmek" fiilinden türetilmiştir. (Kaynak: Chicago Assyrian Dictionary sf. 4.346 vd.)

sureta

Arapça ṣūratan صورتاً z "görünürde, şekil itibariyle" sözcüğünden alıntıdır.

sus|mak
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

Türkiye Türkçesi: sus olmak [ Edirneli Nazmi, Divan-ı Türkî-i Basit, 1555 yılından önce]
cān virürsem ben seniŋ sevginle sevdügim eger / ancalar sus olalar günilerinden [kıskançlıktan] öleler Türkiye Türkçesi: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
sus: Sile, tace [sus, sessiz ol] & tacens [sessiz]. sus olmak: Conticere, silere [susmak]. Türkiye Türkçesi: sus pus [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
χān-i cedīde bir sus-pus kesüp Türkiye Türkçesi: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
susmak: Sükût etmek, sus olmak.

Köken

sus veya sıs veya şış "susturma ünlemi" ünleminden türetilmiştir.

Ek açıklama

Türkiye Türkçesi sus olmak deyiminden veya sus pus ikilemesinden türemiş nispeten yeni bir fiildir. Diğer Türk dillerinde karşılığı görülmez.

Benzer sözcükler

sus pus, suskun, susturmak, susturucu


10.06.2015
susa|mak

Eski Türkçe suvsa- "susamak" fiilinden evrilmiştir. Eski Türkçe fiil Eski Türkçe suv "su" sözcüğünden Eski Türkçe +sA- ekiyle türetilmiştir.

susak

Eski Türkçe susġak "su kovası, kepçe" sözcüğünden evrilmiştir. Eski Türkçe sözcük Eski Türkçe suvsı- "sulamak" fiilinden Eski Türkçe +(g)Ak ekiyle türetilmiştir.

susam

Arapça simsim سمسم z "tohumlarından yağ çıkarılan susam bitkisi" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Farsça sūsam سوسم z "süsen, zambak" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen şūmşəmā שומשמא z sözcüğünden alıntıdır. Aramice/Süryanice sözcük Akatça şamşammū "yağ otu" sözcüğünden alıntıdır. Akatça sözcük Akatça şamnu "yağ" ve Akatça şammu "ot, ilaç, şifalı bitki" sözcüklerinin bileşiğidir.

susta

İtalyanca sosta "durma, durdurma, durdurucu aygıt" sözcüğünden alıntıdır. İtalyanca sözcük İtalyanca sostare "durmak, duraklamak" fiilinden türetilmiştir. Bu sözcük Latince aynı anlama gelen substāre, substāt- fiilinden evrilmiştir. Latince fiil Latince stāre, stāt- "durmak" fiilinden sub+ önekiyle türetilmiştir.

suş

Fransızca souche "1. ağaç gövdesi, özellikle ağaç kesildikten sonra geriye kalan kütük, 2. soy, soyağacı" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Germence bir sözcükten alıntıdır.