sulak

suiniyet

§ Ar sūˀ سؤ zkötülük, fenalık Ar niyya(t) نيّة zniyet

suistimal

§ Ar sūˀ سؤ zkötülük Ar istiˁmāl إستعمال zkullanma

suizan

§ Ar sūˀ سؤ zkötülük Ar ẓann ظنّ zsanı, sanma

sukuk

Ar ṣukūk صكوك z [#ṣkk fuˁūl çoğ.] Ar ṣakk صكّ zemre yazılı senet, poliçe OFa çak چك za.a.

sukut

Ar suḳūṭ سقوط z [#sḳṭ fuˁūl msd.] düşme Ar saḳaṭa سَقَطَ zdüştü

sulak

TTü: [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
sulak: Suyu çok.

TTü sula- +Uk

 su

Benzer sözcükler: sulak alan


03.03.2015
sulh

Ar ṣulḥ صلح z [#ṣlḥ fuˁl msd.] barış Ar ṣalaḥa صلح zuygun ve yararlı idi, uydu, uyum gösterdi (≈ Aram ṣəleḥ צלח z1. yarmak, 2. başarmak, müreffeh olmak, uygun olmak )

sulp

Ar ṣulb صُلْب z [#ṣlb fuˁl ] 1. omurga, belkemiği, 2. (mec.) soy, tohum Ar ṣaluba صَلُبَ zdik idi, dik durdu

sulta

Ar sulṭa(t) سلطة z [#slṭ fuˁla(t) msd.] egemenlik, saltanat, özellikle haksız egemenlik, tasallut Aram şalṭā שָׁלְטָא zegemenlik

sultan

Ar sulṭān سلطان z [#slṭ fuˁlān ] 1. egemenlik, iktidar, 2. hükümdar Aram şilṭōn, şulṭānā שִׁלְטוֹן ziktidar, egemenlik ≈ İbr şālaṭ שלט zelle tutma, (bir ülkeye) sahip olma

suma

Yun súma σούμα zdamıtılmış alkol, anasonsuz rakı Lat summa [n. çoğ.] en üstte kalanlar Lat summus en yüksek, üst HAvr *(s)up-(t)m̥mo- HAvr *(s)upó üst, yukarı