statik

stand

İng stand durmak (fiil), duruş, pozisyon, pazarda bir satıcıya ayrılmış yer (ad) << Ger *standan durmak << HAvr *sth₂-n̥-dʰ- (*sta-n̥-dʰ-) HAvr *steh₂- (*stā-) a.a.

stand-by

İng stand by yanında durma, yardım etme, destek olma § İng stand durma İng by yanında, yakınında (edat) (<< Ger *bi a.a. << HAvr *h₁epi (*epi-) a.a. )

standart

İng standard 1. bayrak, flama, 2. norm olarak kullanılan ölçü, kıyas birimi EFr estendard bayrak, flama [mod. étendard] OLat *extendarium Lat extendere, extens- açmak, yaymak, sermek Lat e(x)+ tendere, tens- germek

star

İng star 1. yıldız, 2. (mec.) ünlü sahne sanatçısı << Ger *sterron/*stern- yıldız << HAvr *h₂stḗr (*astḗr) a.a.

start

İng start başlama İng to start başlamak << Ger *stertan ani ve sert hareket yapmak, seğirtmek << HAvr *(s)ter- sert, katı

statik

[ Cumhuriyet - gazete, 1931]
iktisat ilminde de beynelmilel bir mahiyet almış olan statik, dinamik, konjunktur, reproduksiyon, landşaft nev'inden kelimelerin Türkçelerini uydurmağa lüzum hissetmedim.

Fr statique 1. duran, durağan, 2. dengede kalma koşullarını inceleyen bilim dalı EYun stātikós στατικός ztartıya, dengeye veya sabit durmaya ilişkin EYun stātós στατός z [pp.] duran +ik° EYun ʰistēmi, stā- ἵστημι, στα- zdurmak +t° << HAvr *steh₂- (*stā-) a.a.

 istasyon

Benzer sözcükler: elektrostatik, higrostat, izostatik, statikleşmek


26.09.2017
statü1

Fr status konum, durum, mevki; toplumsal konum, itibar Lat status [pp.] durum, duruş Lat stāre durmak +()t° HAvr *steh₂- (*stā-) durmak

statü2

Fr statut kararname, yasa OLat statutus [pp.] a.a. Lat statuere [den.] koymak, dikmek, vazetmek, özellikle yasa koymak +()t° Lat status

statüko

Fr status quo bir olaydan önceki hukuki durum Lat status quo ante bellum savaştan önceki durum

stearin

Fr stéarine doyurulmuş yağ asidi, mum imalinde kullanılan bir madde EYun stéar στέαρ zdon yağı, katı yağ

stel

Fr/İng stèle dikilitaş Lat stela a.a. EYun stḗlē στήλη za.a. HAvr *stel- dikmek