son

somun1

~? Yun psomín ψωμίν zekmek, çörek (Kaynak: Räsänen V 427, Eren 374.)<< EYun psōmós ψωμός zlokma

somun2

Fr saumon 1. alabalık, 2. kaba metal döküm parçası

somurt|mak

≈ ETü sorıt- yüzünü asmak, buruşturmak ETü sōr- emmek

somut

TTü som yekpare, katıksız +Ut

somye

Fr sommier yatak taşıyıcısı, somye << OLat sagmarius yük hayvanı, beygir EYun ságma σάγμα zyük hayvanlarına mahsus semer +ari°

son

ETü: [ Uygurca Budist metinler, <1000]
bu küntin soŋ [bu günden sonra] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
bu söz soŋında ayġıl [[bu sözün sonunda konuş]] (...) sen meniŋ soŋda kel [[sen benden sonra gel]] TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
soŋ bahar (...) eni soŋu (...) soŋsuz

<< ETü soŋ bitim, nihayet, ayak topuğu (ad), sonra (edat)

Benzer sözcükler: eni sonu, son derece, sona ermek, sonbahar, sonek, sonlanmak, sonlandırmak, sonlu, sonsuz, sonsuzluk, sonul

Bu maddeye gönderenler: sonra, sonuç


09.09.2015
sonar

İng sonar ses dalgalarıyla mesafe ölçen cihaz Lat sonus ses

sonat

Fr sonate klasik Batı müziğinde bir form İt sonata 1. seslendirme, dinleti [esk.], 2. a.a. İt/Lat sonare seslendirmek +()t°

sonda

Fr sonde 1. deniz derinliği ölçme aleti, iskandil, 2. cerrahide sonda (Nor sundgyrd/sundline deniz derinliği ölçme aygıtı, iskandil ) Nor sund deniz, derinlik << Ger *swm-to

sondaj

Fr sondage (denizcilikte) sonda ile derinlik ölçme, (karada) ölçüm veya inceleme amaçlı kazı Fr sonder iskandil etmek +age

sone

Fr sonnet bir şiir türü << EFr sonet [küç.] kısa şarkı