somurt|mak

sombrero

İsp sombrero gölgelik, şemsiye, Meksika'ya özgü geniş kenarlı şapka İsp sombra gölge << Lat umbra a.a.

sommelier

Fr sommelier 1. konaklarda alışveriş ve sofra işlerinden sorumlu hizmetkâr [esk.], 2. şarap garsonu << EFr sommerier yük hayvanlarına bakan kişi, beygirci Fr sommier yük hayvanı, beygir +ari°

somon

Fr saumon tatlı ve tuzlu suda yaşayan bir balık, alabalık, salmo salar << Lat salmo a.a.

somun1

~? Yun psomín ψωμίν zekmek, çörek (Kaynak: Räsänen V 427, Eren 374.)<< EYun psōmós ψωμός zlokma

somun2

Fr saumon 1. alabalık, 2. kaba metal döküm parçası

somurt|mak

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
er yüzin sorıttı [[adam yüzünü buruşturdu, surat astı]], anıŋ yüzi sorışdı [[yüzü asıldı]] TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
somurdanmak: Murmurare, mussitare [homurdanmak, söylenmek]. TTü: [ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
sorutmak: susup durmak, kendi kendini kurmak.

≈ ETü sorıt- yüzünü asmak, buruşturmak ETü sōr- emmek

 soğur-

Not: Onomatope yapısında olan somur, somurda- "homurdanmak, söylenmek" sözcüğü ile sorut- fiilinin kullanımda birleştiği düşünülebilir. • Anadolu ağızlarında halen "surat asmak, homurdanmak" anlamında sorut-, soğurdan-, sokurdan- biçimleri görülür. Dinç sf. 414-415.

Benzer sözcükler: soğurdanmak, sokurdanmak, somurdak, somurtuk, sorutmak, sorutkan


31.07.2015
somut

TTü som yekpare, katıksız +Ut

somye

Fr sommier yatak taşıyıcısı, somye << OLat sagmarius yük hayvanı, beygir EYun ságma σάγμα zyük hayvanlarına mahsus semer +ari°

son

<< ETü soŋ bitim, nihayet, ayak topuğu (ad), sonra (edat)

sonar

İng sonar ses dalgalarıyla mesafe ölçen cihaz Lat sonus ses

sonat

Fr sonate klasik Batı müziğinde bir form İt sonata 1. seslendirme, dinleti [esk.], 2. a.a. İt/Lat sonare seslendirmek +()t°