solak

soket

İng socket [küç.] kısa çorap, bir tür kablo bağlantı elemanı İng sock çorap Lat soccus topuksuz hafif ayakkabı, keçeden yapılan terlik ≈ EYun sýχos σύχος za.a.

soku

<< ETü soku havan, dibek ETü sok- havanda dövmek, öğütmek +gU

sokum

TTü sok- +Im

sol

<< ETü sol bozuk, sol

sol|mak

<< OTü sol- (bitki) tazeliğini yitirmek ≈ ETü soluş- a.a. <? ETü sol bozuk, kötü

solak

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
solamuk [[solak]] (...) solak [[dalak - Kıpçakça]] KTü: [ anon., et-Tuhfetu'z-Zekiyye fi'l-Lugati't-Türkiyye, <1400]
aˁsar [Ar.]: solaġay [solak]

≈ ETü solamuk sol elini kullanan ≈ ETü-K solak dalak ETü sol +Ak

 sol


13.07.2015
solaryum

İng solarium yapay güneşlenme cihazı veya odası Lat solaris güneşe ilişkin +ium Lat sōl güneş +ari° << HAvr *sóh₂wl̥ (*sṓwl̥) a.a.

solfej

Fr solfège müzikte nota okuma İt solfeggio a.a. OLat solfa sol-fa notaları, gam

solidarite

Fr solidarité karşılıklı kefalet [eski], dayanışma Fr solidaire kefilli (borç), ortak güvenceli (senet) +itas OLat in solidum kefalete bağlanmış (borç) Lat solidus tam, bütün, sağlam Lat solus sağ, bütün +id° << HAvr *solh₂- (*sol-) bütün, tam

solipsizm

Fr solipsisme tekbencilik § Lat solus yalnız Lat ipse kendi +ism°

solo

Fr solo tek ses veya tek çalgı için müzik parçası İt solo yalnız << Lat sōlus yalnız << HAvr *swó-lo-s << HAvr *swé kendi