sol|mak

sokak

Ar zuḳāḳ زقاق z [#zḳḳ] sokak, dar geçit Akad sūḳāḳu [küç.] a.a. Akad sūḳu sokak, özellikle çarşı sokağı, çarşıda belli malların satıldığı geçit

soket

İng socket [küç.] kısa çorap, bir tür kablo bağlantı elemanı İng sock çorap Lat soccus topuksuz hafif ayakkabı, keçeden yapılan terlik ≈ EYun sýχos σύχος za.a.

soku

<< ETü soku havan, dibek ETü sok- havanda dövmek, öğütmek +gU

sokum

TTü sok- +Im

sol

<< ETü sol bozuk, sol

sol|mak

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
yāş soluşdı [[yeşillik soldu - tazeliğini yitiren her meyve ve sebzeyi anlatmak için bu fiil kullanılır]] TTü: [ Yunus Emre, Bütün Şiirleri, <1320]
üşümekden īmānıŋ gülleri soldı Çağ: [ Pavet de Courteille, Dictionnaire Turc Oriental, <1500]
solmak: se faner, se flétrir

<< OTü sol- (bitki) tazeliğini yitirmek ≈ ETü soluş- a.a. <? ETü sol bozuk, kötü

 sol

Not: Karş. Moğ solugay "sol, bozuk, kusurlu" < solı- "ters çevirmek, bozmak".

Benzer sözcükler: soldurmak, solgun

Bu maddeye gönderenler: soluk1


10.06.2015
solak

≈ ETü solamuk sol elini kullanan ≈ ETü-K solak dalak ETü sol +Ak

solaryum

İng solarium yapay güneşlenme cihazı veya odası Lat solaris güneşe ilişkin +ium Lat sōl güneş +ari° << HAvr *sóh₂wl̥ (*sṓwl̥) a.a.

solfej

Fr solfège müzikte nota okuma İt solfeggio a.a. OLat solfa sol-fa notaları, gam

solidarite

Fr solidarité karşılıklı kefalet [eski], dayanışma Fr solidaire kefilli (borç), ortak güvenceli (senet) +itas OLat in solidum kefalete bağlanmış (borç) Lat solidus tam, bütün, sağlam Lat solus sağ, bütün +id° << HAvr *solh₂- (*sol-) bütün, tam

solipsizm

Fr solipsisme tekbencilik § Lat solus yalnız Lat ipse kendi +ism°