sirayet

sipahi

Fa sipāhī سپاهى zordu mensubu, askeri Fa sipāh/sipah سپاه/سپه zordu << OFa spāh a.a. << EFa/Ave spāda- atlı, süvari EFa aspa at

sipariş

Fa sipāriş سپارش zemanet, teslimat Fa sipurdan, sipār- سپردن, سپار z(bir işi veya şeyi) emanet etmek, ısmarlamak, güvenli bir yere teslim etmek +iş << OFa apispārtan, apispār- a.a.

siper

Fa sipar/ispar سپر/إسپر zkalkan << OFa spar a.a.

sipsi

<< ETü sıbızġu düdük

sir

İng sear ütmek, aleve tutarak kıl yakmak << Ger *saurjan kurutmak

sirayet

[ Şeyhoğlu, Marzubânnâme terc., 1380]
bir müşkil rence [hastalığa] mübtelādur (...) sakınalar ki tizcek sirāyet itmeye [ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
fesād-ı ḳāṭıbe-i nāse teesīrü sirāyet ider [halkın genelinin bozulmasına etkisi ve bulaşımı olur]

Ar sirāya(t) سراية z [#sry fiˁāla(t) msd.] yayılma, (hastalık) bulaşma Ar sarā سَرَى zgece seyahat etti, dolaştı, (sıvı) aktı, yayıldı, (hastalık) bulaştı

Bu maddeye gönderenler: sari1


26.08.2015
siren

Fr sirène canavar düdüğü (İlk kullanım: 1819 Cagniard de la Tour, Fr. mucit.) EYun Seirḗn σειρήν zbağırarak gemileri kazaya sürükleyen efsane yaratığı

siret

Ar sīra(t) سِيرة z [#syr fiˁla(t) msd.] 1. gidiş, yürüyüş, kariyer, sefer, kampanya, 2. yaşam tarzı, ahlak, 3. peygamberin hayat hikâyesi Ar sāra سَارَ zyürüdü, gezdi, yol aldı

sirk

Fr cirque 1. daire, çember, 2. halka şeklinde gösteri alanı (İlk kullanım: 1791 Fr.) << Lat circus daire, halka, ring, yuvarlak gösteri alanı << HAvr *(s)ker-k- halka, yuvarlak HAvr *(s)ker-¹ kıvırmak, halka yapmak

sirkat

Ar sirḳa(t) سرقة z [#srḳ fiˁla(t) msd.] çalma, hırsızlık Ar saraḳa سرق zçaldı

sirke1

<< ETü sirke üzüm asidi ≈ Fa sirke سركه za.a.