sipsi

sinüs

YLat sinus 1. burun içi kıvrımı, 2. trigonometride bir oran Lat sinus iki göğüs arası kıvrımı, kucak, cep

sinyal

Fr signal işaret, uyarı OLat signale [n.] işaret eden şey Lat signum alay sancağı, işaret, simge +al° << HAvr *sekʷ-no-m HAvr *sekʷ- izlemek, peşinden gitmek

sipahi

Fa sipāhī سپاهى zordu mensubu, askeri Fa sipāh/sipah سپاه/سپه zordu << OFa spāh a.a. << EFa/Ave spāda- atlı, süvari EFa aspa at

sipariş

Fa sipāriş سپارش zemanet, teslimat Fa sipurdan, sipār- سپردن, سپار z(bir işi veya şeyi) emanet etmek, ısmarlamak, güvenli bir yere teslim etmek +iş << OFa apispārtan, apispār- a.a.

siper

Fa sipar/ispar سپر/إسپر zkalkan << OFa spar a.a.

sipsi

"düdük" [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
sıbızġu [[küçük kamış düdük]] "... düdük ağızlığı" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
nefīr (...) bu daχı kamış sipsi ile çalınır "... sigara, tütün (argo)" [ Mikhailov, Matériaux sur l'argot et les locutions..., 1929]
sipsi: Tabac.

<< ETü sıbızġu düdük

Not: Karş. Kazakça ve Tatarca sıbızgı "düdük". • ETü sibek "küçük çocukların işemesi için kullanılan kamış" bununla ilgili olabilir.


09.09.2017
sir

İng sear ütmek, aleve tutarak kıl yakmak << Ger *saurjan kurutmak

sirayet

Ar sirāya(t) سراية z [#sry fiˁāla(t) msd.] yayılma, (hastalık) bulaşma Ar sarā سَرَى zgece seyahat etti, dolaştı, (sıvı) aktı, yayıldı, (hastalık) bulaştı

siren

Fr sirène canavar düdüğü (İlk kullanım: 1819 Cagniard de la Tour, Fr. mucit.) EYun Seirḗn σειρήν zbağırarak gemileri kazaya sürükleyen efsane yaratığı

siret

Ar sīra(t) سِيرة z [#syr fiˁla(t) msd.] 1. gidiş, yürüyüş, kariyer, sefer, kampanya, 2. yaşam tarzı, ahlak, 3. peygamberin hayat hikâyesi Ar sāra سَارَ zyürüdü, gezdi, yol aldı

sirk

Fr cirque 1. daire, çember, 2. halka şeklinde gösteri alanı (İlk kullanım: 1791 Fr.) << Lat circus daire, halka, ring, yuvarlak gösteri alanı << HAvr *(s)ker-k- halka, yuvarlak HAvr *(s)ker-¹ kıvırmak, halka yapmak