setre

set1

Ar sadd سدّ z [#sdd faˁl msd.] 1. engelleme, 2. engel, bariyer, önlem Ar sadda سدّ zengel oldu

set2

İng set (ad) yer, konum, kurgu İng set (fiil) koymak, dizmek, oturtmak << Ger *satjan oturtmak Ger *setjan oturmak << HAvr *sod-éi̯e- a.a.

set3

İng set takım, küme, grup EFr sette hizip << Lat secta a.a.

setoloji

İng cetology balina ve yunus bilimi Lat cētus balina EYun kêtos κῆτος zdeniz canavarı, a.a.

setr

Ar satr سَتْر z [#str faˁl msd.] örtme Ar satara سَتَرَ zörttü

setre

YO: "Tanzimat döneminde moda olan düz yakalı uzun ceket" [ Vartan Paşa, Akabi Hikâyesi, 1851]
acaba hangi pantalonu giysem yahud hangi setrī ile gitsem [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
setre yahud setrī: (Vefik Paşa merhumun Fr. surtout'dan zannı ne lafzen ne maˁnen uyar.)

Ar satr ستر z [#str faˁl msd.] örtme, giyinme

 setr

Not: A. Vefik Paşa'ya göre Fr surtout "üstlük" sözcüğünden esinle adlandırılmış ve önceleri sürtu kupe (surtout coupé) denilmiştir. LO sf. 340. Ş. Sami bu görüşü eleştirir. KT sf. 708.


14.05.2015
settar

Ar sattār سَتّار z [#str faˁˁāl mesl.] örtücü, Allah'ın sıfatlarından biri Ar satara سَتَرَ zörttü

sev|mek

<< ETü sev- sevmek

sevap

Ar ṯawāb ثواب z [#s̠wb faˁāl msd.] 1. amelin karşılığı, Allah'a itaatin ödülü, 2. iyi amel Ar ṯāba ثاب zdöndü, geri geldi

sevda

Ar sawdāˀ سوداء z [#swd faˁlā sf. fem.] 1. kara şey, 2. kara safra, melankoli, eski tıbba göre insanı oluşturan dört unsurdan biri, 3. akıl dışı arzu, tutku Ar aswad أسود z [afˁal sf.] kara

sevdicek

TTü sevdik +çA