sefir

sefaret

Ar safīr سفير zelçi Ar safar سفر zyolculuk, sefer

sefer

Ar safar سَفَر z [#sfr faˁal ] uzun yürüyüş, yolculuk ≈ Aram səphar ספר z1. kesme, 2. sınır, serhat, 3. yazı yazma ≈ Akad saparru at arabası veya el arabası

sefih

Ar safīh سفيه z [#sfh faˁīl sf.] akılsız, boş kafalı Ar safiha/safuha akılsız ve boş kafalı idi, ciddiyet ve bilgelikten yoksun idi

sefil

Ar safīl/safil سَفِيل/سَفِل z [#sfl faˁīl sf.] alçak, aşağı Ar safala سَفَلَ zalçak ve aşağı idi

sefine

Ar safīna(t) سفينة z [#sfn faˁīlā(t) sf. fem.] gemi Aram səphīnā/saphīntā ספינא/ספינתא z1. düz kesilmiş tahta, levha, sal, 2. gemi ≈ Akad sapānu düzlemek, düzeltmek

sefir

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
sefīr: Legatus, internuntius.

Ar safīr سفير z [#sfr faˁīl sf.] elçi, arabulucu, bir aşiretin diğerine gönderdiği haberci Ar safar سفر zuzun yol yürüme, yolculuk

 sefer

Benzer sözcükler: sefire

Bu maddeye gönderenler: sefaret


15.10.2014
segâh

Fa se-gāh سهگاه züç-durak veya üçüncü durak, müzikte bir perde

segman

Fr segment mafsal, eklem, bölüm Lat segmentum a.a. Lat secare, sect- kesmek, bölmek +ment° << HAvr *sek- kesmek

segment

İng segment mafsal, eklem, kesim

seğir|mek

<< ETü sékri- sıçramak, hamle etmek ETü sékiz uyanık, canlı +I- (Kaynak: Erdal sf. 2:480)

seğmen

Fa sagbān سگبان zköpek bakıcısı