sefaret

sedye

İt sedia oturak, her çeşit sandalye İt sedere oturmak << Lat sedēre, sess- a.a. << HAvr *sed- a.a.

sefahat

Ar safāha(t) سفاهة z [#sfh faˁāla(t) msd.] akılsızlık, utanmazlık, zevk ve eğlence Ar safiha سفه zakılsız idi

sefal(o)+

Fr céphalo+ İng cephalo+ [bileşik adlarda] kafa EYun kephalḗ κεφαλή zkafa << HAvr *ǵʰebʰ-l- a.a.

sefalet

Ar sufāla(t) سفالة z [#sfl fuˁāla(t) msd.] aşağı veya aşağıda olma, aşağılık olma Ar safala سفل zaşağı idi (≈ İbr/Aram #şpl שפל zaltta veya aşağıda olma, sefil olma ≈ Akad şapālu alt, aşağı )

sefarad

Fr séfarade İspanya Yahudisi Lad sefaradi a.a. İbr səfārad סְפָרַד zTevratta adı geçen bir batı ülkesi, belki İspanya

sefaret

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
süfāret (...) legatio [elçilik]

Ar safīr سفير zelçi Ar safar سفر zyolculuk, sefer

 sefir

Not: Türkçede türetilmiş bir sözcüktür. Karş. Ar sifārat "yolculukta devenin veya atın burnuna takılan demir parça".

Benzer sözcükler: sefarethane, sefaretname


15.10.2014
sefer

Ar safar سَفَر z [#sfr faˁal ] uzun yürüyüş, yolculuk ≈ Aram səphar ספר z1. kesme, 2. sınır, serhat, 3. yazı yazma ≈ Akad saparru at arabası veya el arabası

sefih

Ar safīh سفيه z [#sfh faˁīl sf.] akılsız, boş kafalı Ar safiha/safuha akılsız ve boş kafalı idi, ciddiyet ve bilgelikten yoksun idi

sefil

Ar safīl/safil سَفِيل/سَفِل z [#sfl faˁīl sf.] alçak, aşağı Ar safala سَفَلَ zalçak ve aşağı idi

sefine

Ar safīna(t) سفينة z [#sfn faˁīlā(t) sf. fem.] gemi Aram səphīnā/saphīntā ספינא/ספינתא z1. düz kesilmiş tahta, levha, sal, 2. gemi ≈ Akad sapānu düzlemek, düzeltmek

sefir

Ar safīr سفير z [#sfr faˁīl sf.] elçi, arabulucu, bir aşiretin diğerine gönderdiği haberci Ar safar سفر zuzun yol yürüme, yolculuk