savan2

satvet

Ar saṭwa(t) سطوة z [#ṣtw faˁla(t) msd.] ezici güç gösterme, kahretme, kahredicilik Ar saṭā سطا zsaldırdı, kahretti

sauna

Fin sauna Fin hamamı

sav

<< ETü sav söz

sav|mak

≈ ETü savul- gitmek, uzaklaşmak ETü sal- göndermek, uzaklaştırmak

savan1

Yun sávano σάβανο zkefen, yatak örtüsü << EYun sábanon σάβανον zketen örtü, peşkir

savan2

[ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
savana: Ekvator kuşağındaki geniş çayırlara verilen ad.

Fr savane tropik bölgelere özgü ağaçsız çayır İsp sabana a.a. (İlk kullanım: 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo, İsp. tarihçi.) Taino zavana

Not: Karayib Adalarının yerli dillerinden.


01.01.2011 den önce
savaren

Fr savarin bir tür pasta öz Jean Anthelme Brillat-Savarin Fransız yazar, siyasetçi ve gastronom (1725-1826)

savaş

OTü *sava- söz söylemek +Iş ETü sav söz

savaş|mak

<< ETü-O savaş- tartışmak, mücadele ve muharebe etmek ETü *sava- söz çarpmak? +Iş- ETü sav söz +(g)A-

savcı

ETü savçı sözcü, elçi ETü sav söz +çI

savlet

Ar ṣawla(t) صَولة z [#ṣwl faˁla(t) msd.] hücum, akın Ar ṣāla صَالَ zaniden üstüne atladı, saldırdı