savan1

Satürn

Fr Saturne eski Roma tanrılarından biri, bir gezegen Lat Saturnus eski Roma tanrılarından biri (<< ALat saeturnus ) Lat sērere, sat- ekin ekmek

satvet

Ar saṭwa(t) سطوة z [#ṣtw faˁla(t) msd.] ezici güç gösterme, kahretme, kahredicilik Ar saṭā سطا zsaldırdı, kahretti

sauna

Fin sauna Fin hamamı

sav

<< ETü sav söz

sav|mak

≈ ETü savul- gitmek, uzaklaşmak ETü sal- göndermek, uzaklaştırmak

savan1

[ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
savan (Niğde): Pamuk ipliğinden dokuma satrançlı bir nevi kilim, yaygı. savan [ TDK, Türkçe Sözlük, 8. Baskı, 1988]
savan: Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim, yaygı, örtü.

Yun sávano σάβανο zkefen, yatak örtüsü << EYun sábanon σάβανον zketen örtü, peşkir


02.07.2015
savan2

Fr savane tropik bölgelere özgü ağaçsız çayır İsp sabana a.a. (İlk kullanım: 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo, İsp. tarihçi.) Taino zavana

savaren

Fr savarin bir tür pasta öz Jean Anthelme Brillat-Savarin Fransız yazar, siyasetçi ve gastronom (1725-1826)

savaş

OTü *sava- söz söylemek +Iş ETü sav söz

savaş|mak

<< ETü-O savaş- tartışmak, mücadele ve muharebe etmek ETü *sava- söz çarpmak? +Iş- ETü sav söz +(g)A-

savcı

ETü savçı sözcü, elçi ETü sav söz +çI