sav

satsuma

İng satsuma bir mandalin cinsi Jap Satsuma 薩摩 zJaponya'da bir yarımada

satüre

Fr saturé [pp.] doymuş, doyurulmuş Fr saturer [den.] doyurmak Lat satura tokluk Lat satiare doyurmak +()tura << HAvr *sh₂ti-s (*sati-s) a.a. HAvr *seh₂- (*sā-) doyurmak

Satürn

Fr Saturne eski Roma tanrılarından biri, bir gezegen Lat Saturnus eski Roma tanrılarından biri (<< ALat saeturnus ) Lat sērere, sat- ekin ekmek

satvet

Ar saṭwa(t) سطوة z [#ṣtw faˁla(t) msd.] ezici güç gösterme, kahretme, kahredicilik Ar saṭā سطا zsaldırdı, kahretti

sauna

Fin sauna Fin hamamı

sav

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
taş tokıtdım köŋülketi sabınım urturtum [taş diktirdim gönüldeki sözümü yazdırdım] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
saw [[söz, kelam ... mesel ... kıssa, hikâye ... risale]] TTü: [ Deşişî Mehmed Ef., Et-Tuhfetu's-Seniyye, 1580]
gūyan maˁnāsından lisān-i Türkīde sav dimekle taˁbīr iderler. Söz sav diyecek yirde ˁacem guft ū gūy der. YTü: [ Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu, 1935]
sav = Daiye, iddia

<< ETü sav söz

Not: 15. yy'dan sonra TTü kullanımdan düşmüş bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni anlam yüklenerek dolaşıma sokulmuştur.

Benzer sözcükler: savca, savlamak

Bu maddeye gönderenler: savaş, savaş-, savcı


02.01.2016
sav|mak

≈ ETü savul- gitmek, uzaklaşmak ETü sal- göndermek, uzaklaştırmak

savan1

Yun sávano σάβανο zkefen, yatak örtüsü << EYun sábanon σάβανον zketen örtü, peşkir

savan2

Fr savane tropik bölgelere özgü ağaçsız çayır İsp sabana a.a. (İlk kullanım: 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo, İsp. tarihçi.) Taino zavana

savaren

Fr savarin bir tür pasta öz Jean Anthelme Brillat-Savarin Fransız yazar, siyasetçi ve gastronom (1725-1826)

savaş

OTü *sava- söz söylemek +Iş ETü sav söz