sarpun

sarmaş|mak

<< ETü sarmaş- birbirine dolamak/dolanmak ETü sarma- dolamak, sarmak +Iş-

sarmaşık

TTü sarmaş- birbirine dolanmak +Uk

sarmısak

<< ETü sarmusak/samursak sarmısak ~? Sans śrīmastaka श्रीमस्तक z«aş başı», bir tür sarmısak (Kaynak: M-W 1099c)§ Sans śrī aş, haşlama, pişirme Sans mastaka baş, kelle

sarnıç

Fa sārinc/sārnīc سارنج zsu deposu

sarp

<< ETü sarp sert, dik, zor ETü sar-2 dikelmek, sertleşmek +Ip

sarpun

[ Lugat-i Ni'metullah, 1540]
tabangū [Fa.]: Sandık ve ambar ki sarpun dirler ve kör kuyu ki içine süprüntü dökerler. [ Asım Ef., Kamus-ı Muhit terc., 1800]
büyük sandık şeklinde tahtadan ve çamurdan olan zarfa denir ki Türkîde sarpun ve petek kovan tabir olunur. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
sarpun: Gülle hıfzı için kazılıp üstüne tepme toprak çekilen çukur.

?

Not: Anadolu yer adlarında sıkça görülen bir sözcüktür. Yerel ağızlarda sarpın, serpin biçimleri görülür.

Benzer sözcükler: sarpın, serpin


31.07.2015
sarraf

Ar ṣarrāf صرّاف z [#ṣrf faˁˁāl mesl.] altın ve gümüş para alıp satan, para bozan (≈ Akad ṣarrapu kuyumcu Akad ṣarāpu metali ateşle arıtma, rafine etme, (altın veya gümüşün) saflığını sınama )

sars|mak

≈ ETü sarsıt- sert ve haşin davranmak <? ETü sar-2 sert davranmak, dikelmek, sertleşmek

sarsak

TTü sars- +(g)Ak

sası

<< ETü sasıġ pis kokan, çürük ETü sası- kötü kokmak +I(g)

sat|mak

<< ETü sat- eşdeğer saymak, takas etmek << ETü *sad- saymak, değer biçmek +It-