sark|mak

sarışın

<< OTü *sarığçın sarı saçlı ETü sarıġ +çIn

sari1

Ar sāri ٍسارٍ z [#sry fāˁil fa.] akıcı, bulaşıcı Ar sarā سَرَى zaktı, yayıldı, bulaştı

sari2

İng sari Hint kadın giysisi Hind sarī elbise, örtü

sarih

Ar ṣarīḥ صريح z [#ṣrḥ faˁīl sf.] berrak, net, anlamı açık Ar ṣaraḥa berrak idi, açık ve net konuştu

sarin

İng sarin Alm Sarin sinir sistemini etkileyen zehirli bir gaz (İlk kullanım: 1938 IG Farben, Alm. kimya şirketi.) öz Schrader, Ambros, Ritter gazı keşfeden Alman kimyagerler

sark|mak

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
suw sarkdı [[su başıboş şekilde aktı]], aḏakım sarkdı [[ayağım uyuşup sarktı]] TTü: salkı "sarkık" [ Asım Ef., Kamus-ı Muhit terc., 1800]
al-farak [Ar.]: Kulak dibinden salkı olup düşük olmak maˁnāsındadır TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
salkımak: Etler gevşeyip sarkmak. (...) salkı: Sarkık, sölpük, pörsük.

<< ETü sark- salınmak, sallanmak, boş ve gevşek kalmak. << ETü *salk- ETü sal- +Ik-

 sal-

Not: Anlam itibariyle sal- fiilinin dönüşlü türevidir. /l/ > /r/ evrimi tipiktir. Karş. TTü salkım "sarkmış şey", TTü ve Özb salkı "düşük, sarkık".

Benzer sözcükler: sarkık, sarkıtmak

Bu maddeye gönderenler: sakak (sakağı), sakar, salkım, sarkaç, sarkıntı, sarkıt


08.10.2017
sarkaç

TTü sark- +(g)Aç

sarkastik

Fr sarcastique acıtıcı bir şekilde alay eden Lat sarcasticus 1. dişiyle et koparan, 2. acı söyleyen, hicveden EYun sarkastikós σαρκαστικός z EYun sarkázō σαρκάζω zköpekler gibi ısırarak et koparmak +istik° EYun sárks σάρξ zet

sarkıntı

TTü sarkın- saldırmak, tecavüz etmek TTü sark- 1. asılı kalmak, sallanmak, 2. saldırmak +(In)tI

sarkıt

TTü sark- +Ut

sarkoma

Fr sarcome İng sarcoma et görünümünde bir tür habis ur EYun sarkóō σαρκόω zete benzemek, etleşmek +ma(t) ≈ EYun sarks, sark- σαρξ, σαρκ- z(kesilmiş) et HAvr *twerḱ- kesmek