sanduka

sandal2

Ar ṣandāl صندال z [#ṣndl q.] Hindistan'da yetişen bir ağacın güzel kokulu tahtası Sans çandana चन्दन za.a.

sandalet

Fr sandalette [küç.] hafif ve açık ayakkabı Fr sandale +et° Lat sandalum a.a. EYun sándalon a.a.

sandalye

Yun sandália σανδάλια z [çoğ.] Yun sandálion σανδάλιον zahşap ayakkabı tabanı, ahşap seki, altı düz kayık

sandık

Ar ṣundūḳ/ṣandūḳ صندوق z [#ṣndḳ q.] a.a. Aram ṣəndūḳā צנדוקא za.a. EYun synthḗkē συνθήκη z1. derleme, bir araya koyma, 2. sandık, dolap, depo EYun syn+ títhemi, the- τίθεμι, θε- zkoymak

sandre

Fr cendré [pp.] küllü, kül rengi Fr cendre kül << Lat cinis, ciner- a.a.

sanduka

"tabut" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
türbe-i pür-envārdan bir el zāhır olup bu şeyχi dāmeninden çeküp sandūka yanıŋda oturdup

Ar ṣandūḳa(t) صندوقة zsandık Aram ṣndūḳā צנדוקא za.a.

 sandık

Not: Arapçada eşdeğer olan sözcüklerden sandık Türkçede alelade sandık, sanduka daha çok "tabut" anlamında kullanılır.


15.09.2014
sandviç

İng sandwich ekmek arası öz John Montagu, 4th Earl of Sandwich kumar masasından kalkmadan karnını doyurmasıyla ün kazanan bir İngiliz asılzadesi (1718-1792)

sanem

Ar ṣanam صنم z [#ṣnm] put, ibadet edilen tasvir Aram ṣelem, ṣəlem צֶלֶם zher türlü tasvir, imge, ikona, put Aram ṣəlam צְלַם zkarartma, karalama, boyama, resmetme (≈ İbr/Aram ṣalmoth צַלְמוֹת zkaranlık, zulmet )

sanı

TTü san- +I(g)

sanık

TTü san- +Uk

sani

Ar ṯāni ثانٍ z [#s̠ny fāˁil fa.] ikiye katlayan, ikinci ≈ Ar iṯnān إثنان ziki Ar ṯanā ثَنَا zçift koştu, katladı