salgın

saldır|mak

<<? TTü sal- (silah?) sallamak +tUr-

saldırgan

TTü saldır- +(g)An

saldırı

TTü saldır- +I(g)

salep

Ar χuṣyatu'ṯ-ṯaˁlab خصية الثعلب ztilki taşağı, orkide Ar ṯaˁlab ثعلب z [#ṯˁlb] tilki

salgı

TTü sal- +gU

salgın

TTü: "haber" [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
bennādan salġın alduğı maḥallede ol daχı kondı [mimardan bilgisini aldığı durakta konakladı] TTü: "(olağan dışı) vergi" [ Pîr Mehmed b. Yusuf, Terceman, <1461]
pādişāhdan il üzerine salınan salġuna ve bunlara benzer nesnelere dirler. TTü: "hastalık" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
salgın hastelik: Maraz-ı müstevlī.

TTü sal- göndermek, sallamak, saldırmak +gIn

 sal-


09.06.2015
salhane

§ Ar salχ سلخ z [#slχ faˁl msd.] hayvan derisini yüzme Fa χāne خانه zev

salı

Ar yawm aṯ-ṯalīṯ ثليث z [#s̠ls̠] üçüncü gün Ar ṯalāṯa(t) ثلاثة züç

salık

TTü sal- göndermek, sarkıtmak +Uk

salıncak

<< OTü salġıncak/salıncak OTü salın-/salın- +AcAk

salih

Ar ṣāliḥ صالح z [#ṣlḥ fāˁil fa.] iyi, uygun, erdemli Ar ṣalaḥa صَلَحَ zuyum gösterdi