saldır|mak

salapurya

İt slabri Doğu Akdeniz'e özgü tek yelkenli balıkçı kayığı (Kaynak: LF sf. §604.)(≈ Fr slabre Kuzey Denizinde ringa balığı avında kullanılan bir tür tek yelkenli tekne ≈ Hol sloep a.a. ≈ EYAlm slaipfa çekici, trol )

salaş

Mac szállás ev Mac száll konmak, yerleşmek

salata

İt salata tuzlanmış sebze, turşu (mod. insalata) OLat herba salata a.a. Lat salare tuzlamak +()t°

salavat

Ar ṣalawāt صلاوات z [#ṣlw çoğ.] dualar, özellikle Hz. Muhammed'e edilenler Ar ṣalā(t) صلاة z [t.] dua, yakarış +āt Aram ṣalawthā צלותא za.a.

salça

İt salsa [f.] yemek suyu, sos Lat salsus, salsa tuzlanmış Lat salare, sals- [den.] tuzlamak Lat sal tuz << HAvr *sal-d- a.a.

saldır|mak

TTü: salışmak "taarruz etmek" [CevE-TS <1439]
pes birbirinize salışdıŋız ol ḥusūsda "girişmek" [ Asım Ef., Kamus-ı Muhit terc., 1800]
el-tedellüs [Ar.]: Bir hatar-nâk işe min-gayri reviyyetin saldırmak maˁnasınadır TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
saldırmak: Fiˁl-i lazım manası [geçişsiz fiil anlamı] ileri salıp varmak, savlet etmek.

<<? TTü sal- (silah?) sallamak +tUr-

 sal-

Not: +tUr- geçişlilik ve ettirgenlik ekinin geçişsiz anlamda kullanılması ilgi çekicidir. ETü saltur- "bıraktırmak" fiiliyle anlam bağı kurulamaz.

Benzer sözcükler: saldırılmak, saldırma, saldırmazlık, saldırtmak

Bu maddeye gönderenler: saldırgan, saldırı


14.09.2017
saldırgan

TTü saldır- +(g)An

saldırı

TTü saldır- +I(g)

salep

Ar χuṣyatu'ṯ-ṯaˁlab خصية الثعلب ztilki taşağı, orkide Ar ṯaˁlab ثعلب z [#ṯˁlb] tilki

salgı

TTü sal- +gU

salgın

TTü sal- göndermek, sallamak, saldırmak +gIn