salamura

salah

Ar ṣalāḥ صلاح z [#ṣlḥ faˁāl msd.] uyum, uzlaşma, barış ≈ Ar ṣalaḥa صلح zuyumlu idi, uydu

salahiyet

Ar ṣalāḥ صلاح z [#ṣlḥ] uygunluk, uzluk, yararlık +īya(t)2

salak

TTü sal- +(g)Ak

salam

İt salame tuzlanmış et << Eİt salsame tuzlama, salamura Lat salsare [den.] tuzlamak +men Lat salare, sals- a.a. Lat sal tuz

salamanje

Fr salle à manger yemek salonu § Fr salle salon Fr manger yemek

salamura

[ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
diyār-ı küffār balık sirke turşī ve murşī ve salamura ve şarāb ve ˁarak kokar [ Barbier de Meynard, Dictionnaire Turc-Français, 1886]
salamora peyniri: fromage de saumure.

Ven salamóra İt salamoria tuzlu suya yatırma [esk.] § Lat sal tuz Lat muria/muries salamura, turşu

 salça

Not: Karş. Fr saumure, Yun ʰalmyrís (a.a.), Ar murrī, Erm more "tuz ve baharla salamura edilmiş balık".


27.08.2017
salapurya

İt slabri Doğu Akdeniz'e özgü tek yelkenli balıkçı kayığı (Kaynak: LF sf. §604.)(≈ Fr slabre Kuzey Denizinde ringa balığı avında kullanılan bir tür tek yelkenli tekne ≈ Hol sloep a.a. ≈ EYAlm slaipfa çekici, trol )

salaş

Mac szállás ev Mac száll konmak, yerleşmek

salata

İt salata tuzlanmış sebze, turşu (mod. insalata) OLat herba salata a.a. Lat salare tuzlamak +()t°

salavat

Ar ṣalawāt صلاوات z [#ṣlw çoğ.] dualar, özellikle Hz. Muhammed'e edilenler Ar ṣalā(t) صلاة z [t.] dua, yakarış +āt Aram ṣalawthā צלותא za.a.

salça

İt salsa [f.] yemek suyu, sos Lat salsus, salsa tuzlanmış Lat salare, sals- [den.] tuzlamak Lat sal tuz << HAvr *séh₂ls (*sā́ls) a.a.