salahiyet

sal

<< ETü sal platform, özellikle suda yüzen platform

sal|mak

<< ETü sal- 1. sallamak, sarkıtmak, 2. bırakmak, azat etmek, göndermek

sala

Ar ṣalā(t) صلاة z [#ṣlw faˁla(t) mr.] secde, secde ederek yapılan ibadet, namaz Aram ṣəlūthā/ṣəlawthā צְלוֹתָא za.a. (Kaynak: Jastrow sf. 1282.)Aram ṣəlā צְלָא z [#ṣly] eğilme, bükülme, dönme

salabet

Ar ṣalāba(t) صلابة z [#ṣlb faˁāla(t) msd.] dik olma, direnç, metanet Ar ṣaluba صَلُبَ zdik idi

salah

Ar ṣalāḥ صلاح z [#ṣlḥ faˁāl msd.] uyum, uzlaşma, barış ≈ Ar ṣalaḥa صلح zuyumlu idi, uydu

salahiyet

"uygunluk" [ anon., Tezkiretü'l-Evliya terc., 1341]
çün sultān Fuzayl'ıŋ yüzin gördi, ṣalāḥiyyet nişānı yüzüŋde eser kılmış [yetenek/uzmanlık işareti yüzünde iz bırakmış] "... yararlık" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
salahiyyet: İstihkak, liyakat, yaraşma, yarama. "... yetki" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
salahiyyet: Bir işe karışmağa ve bir fiil ve harekete hasbel vazife haklı olan.

Ar ṣalāḥ صلاح z [#ṣlḥ] uygunluk, uzluk, yararlık +īya(t)2

 salah

Not: Arapça masdara +iyet eki eklenmesi fasih değildir. Esasen "uygun ve yeterli olma" anlamındaki sözcük, 19. yy'a doğru "yetkili olma" anlamını edinmiştir.


03.04.2015
salak

TTü sal- +(g)Ak

salam

İt salame tuzlanmış et << Eİt salsame tuzlama, salamura Lat salsare [den.] tuzlamak +men Lat salare, sals- a.a. Lat sal tuz

salamanje

Fr salle à manger yemek salonu § Fr salle salon Fr manger yemek

salamura

Ven salamóra İt salamoria tuzlu suya yatırma [esk.] § Lat sal tuz Lat muria/muries salamura, turşu

salapurya

İt slabri Doğu Akdeniz'e özgü tek yelkenli balıkçı kayığı (Kaynak: LF sf. §604.)(≈ Fr slabre Kuzey Denizinde ringa balığı avında kullanılan bir tür tek yelkenli tekne ≈ Hol sloep a.a. ≈ EYAlm slaipfa çekici, trol )