salabet

saksağan

<< ETü saġızġan/sakızġan malum kuş, saksağan <? ETü *sakız- (kuş) şakımak? +(g)An

saksı

≈ ETü sasık kil çömlek <? ETü saz çamur, bataklık

sal

<< ETü sal platform, özellikle suda yüzen platform

sal|mak

<< ETü sal- 1. sallamak, sarkıtmak, 2. bırakmak, azat etmek, göndermek

sala

Ar ṣalā(t) صلاة z [#ṣlw faˁla(t) mr.] secde, secde ederek yapılan ibadet, namaz Aram ṣəlūthā/ṣəlawthā צְלוֹתָא za.a. (Kaynak: Jastrow sf. 1282.)Aram ṣəlā צְלָא z [#ṣly] eğilme, bükülme, dönme

salabet

[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
pīl niçe ṣalābet-ile, bir üvezde kanad olmağıla urur, incidür [fil o kadar dirençli olsa da, sivrisinek kanat vurunca incitir]

Ar ṣalāba(t) صلابة z [#ṣlb faˁāla(t) msd.] dik olma, direnç, metanet Ar ṣaluba صَلُبَ zdik idi

 sulp


28.07.2015
salah

Ar ṣalāḥ صلاح z [#ṣlḥ faˁāl msd.] uyum, uzlaşma, barış ≈ Ar ṣalaḥa صلح zuyumlu idi, uydu

salahiyet

Ar ṣalāḥ صلاح z [#ṣlḥ] uygunluk, uzluk, yararlık +īya(t)2

salak

TTü sal- +(g)Ak

salam

İt salame tuzlanmış et << Eİt salsame tuzlama, salamura Lat salsare [den.] tuzlamak +men Lat salare, sals- a.a. Lat sal tuz

salamanje

Fr salle à manger yemek salonu § Fr salle salon Fr manger yemek