salaş

salak

TTü sal- +(g)Ak

salam

İt salame tuzlanmış et << Eİt salsame tuzlama, salamura Lat salsare [den.] tuzlamak +men Lat salare, sals- a.a. Lat sal tuz

salamanje

Fr salle à manger yemek salonu § Fr salle salon Fr manger yemek

salamura

Ven salamóra İt salamoria tuzlu suya yatırma [esk.] § Lat sal tuz Lat muria/muries salamura, turşu

salapurya

İt slabri Doğu Akdeniz'e özgü tek yelkenli balıkçı kayığı (Kaynak: LF sf. §604.)(≈ Fr slabre Kuzey Denizinde ringa balığı avında kullanılan bir tür tek yelkenli tekne ≈ Hol sloep a.a. ≈ EYAlm slaipfa çekici, trol )

salaş

"derme çatma kulübe" [ Asım Ef., Kamus-ı Muhit terc., 1810]
gölgeliğe ve sāyebāna denir ki ekserî sāzlık makūlesinden yaparlar, salaş ve kulübe gibi. [ Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1897]
Galata rıhtımının boyunca yapılan salaşlar pek ziyade münasebetsiz

Mac szállás ev Mac száll konmak, ikamet etmek

Not: Birçok kaynakta salmak fiili ile irtibatlandırılsa da Macarca kaynak açıktır. 20. yy ortalarına dek isim iken halen sadece sıfat olarak kullanılır ('salaş meyhane' vb.).


24.07.2021
salata

İt salata tuzlanmış sebze, turşu (mod. insalata) OLat herba salata a.a. Lat salare tuzlamak +()t°

salavat

Ar ṣalawāt صلاوات z [#ṣlw çoğ.] dualar, özellikle Hz. Muhammed'e edilenler Ar ṣalā(t) صلاة z [t.] dua, yakarış +āt Aram ṣalawthā צלותא za.a.

salça

İt salsa [f.] yemek suyu, sos Lat salsus, salsa tuzlanmış Lat salare, sals- [den.] tuzlamak Lat sal tuz << HAvr *séh₂ls (*sā́ls) a.a.

saldır|mak

<<? TTü sal- (silah?) sallamak +tUr-

saldırgan

TTü saldır- +(g)An