salaş

salak

TTü sal- +(g)Ak

salam

İt salame tuzlanmış et << Eİt salsame tuzlama, salamura Lat salsare [den.] tuzlamak +men Lat salare, sals- a.a. Lat sal tuz

salamanje

Fr salle à manger yemek salonu § Fr salle salon Fr manger yemek

salamura

Ven salamóra İt salamoria tuzlu suya yatırma [esk.] § Lat sal tuz Lat muria/muries salamura, turşu

salapurya

İt slabri Doğu Akdeniz'e özgü tek yelkenli balıkçı kayığı (Kaynak: LF sf. §604.)(≈ Fr slabre Kuzey Denizinde ringa balığı avında kullanılan bir tür tek yelkenli tekne ≈ Hol sloep a.a. ≈ EYAlm slaipfa çekici, trol )

salaş

"derme çatma büfe" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
salaş: Muvakkat salınmış dükkân. Bostan salaşı: sergi. [ Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1897]
Galata rıhtımının boyunca yapılan salaşlar pek ziyade münasebetsiz

Mac szállás ev Mac száll konmak, yerleşmek

Not: 20. yy ortalarına dek isim iken halen sadece sıfat olarak kullanılmaktadır.


18.08.2017
salata

İt salata tuzlanmış sebze, turşu (mod. insalata) OLat herba salata a.a. Lat salare tuzlamak +()t°

salavat

Ar ṣalawāt صلاوات z [#ṣlw çoğ.] dualar, özellikle Hz. Muhammed'e edilenler Ar ṣalā(t) صلاة z [t.] dua, yakarış +āt Aram ṣalawthā צלותא za.a.

salça

İt salsa [f.] yemek suyu, sos Lat salsus, salsa tuzlanmış Lat salare, sals- [den.] tuzlamak Lat sal tuz << HAvr *séh₂ls (*sā́ls) a.a.

saldır|mak

<<? TTü sal- (silah?) sallamak +tUr-

saldırgan

TTü saldır- +(g)An