salık

salep

Ar χuṣyatu'ṯ-ṯaˁlab خصية الثعلب ztilki taşağı, orkide Ar ṯaˁlab ثعلب z [#ṯˁlb] tilki

salgı

TTü sal- +gU

salgın

TTü sal- göndermek, sallamak, saldırmak +gIn

salhane

§ Ar salχ سلخ z [#slχ faˁl msd.] hayvan derisini yüzme Fa χāna خانه zev

salı

Ar yawm aṯ-ṯalīṯ ثليث z [#s̠ls̠] üçüncü gün Ar ṯalāṯa(t) ثلاثة züç

salık

TTü: "haber" [ anon., Hamzanâme, y. 1400]
nerede olduğun ve ne ṣūretde idügin salık virsüŋ TTü: "... sütun" [ Ahterî-i Kebir, 1545]
ar-ramāṯ [Ar.]: ˁamūd ki demürden ve ağacdan iderler, Türkīce salık dirler.

TTü sal- göndermek, sarkıtmak +Uk

 sal-


09.06.2015
salıncak

<< OTü salġıncak/salıncak OTü salın-/salın- +AcAk

salih

Ar ṣāliḥ صالح z [#ṣlḥ fāˁil fa.] iyi, uygun, erdemli Ar ṣalaḥa صَلَحَ zuyum gösterdi

salihatı nisvan

Ar ṣāliḥātu'n-niswān صالحة النسوان zerdemli kadınlar § Ar ṣāliḥa(t) صالحة z [#ṣlh fāˁila(t) fa. fem.] iyi, erdemli Ar niswān نسوان zkadınlar

salik

Ar sālik سالك z [#slk fāˁil fa.] yolcu, yola giden, (mec.) tarikat mensubu, mürit Ar salaka سَلَكَ zyola gitti, yolcu oldu

salim

Ar sālim سالم z [#slm fāˁil fa.] sağlam, emin, güvenli Ar salima سلم zemin idi, güvendi