sakat

sakak

<< ETü sakak çenenin altındaki sarkan kısım, gerdan << ETü *sarkak/*salkak ETü sark- +(g)Ak

sakal

<< ETü sakal sakal

sakalet

TTü sakil yersiz, uygunsuz Ar ṯaḳīl ağır

sakar

<< OTü sakar hayvan alnında beyaz iz <? ETü sark-/salk-

sakarin

Fr/İng saccharin şeker yerine kullanılan bir madde (İlk kullanım: 1879 Ira Remsen ve Constantin Fahlberg, Amer. kimyacılar.) OLat saccharum şeker EYun sákχaron σάκχαρον za.a. (İlk kullanım: MÖ 325 Nearkhos, Büyük İskender'in Hindistan seferi dönüşünde.) Prakrit śakkharā a.a.

sakat

[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
pādişāha sögdi ve χayli saḳaṭ söyledi [ Mercimek Ahmed, Kâbusname terc., 1432]
sen ken yire çök, araya girme (...) tā ki çevgān sakaṭlığından emīn olasıŋ

Ar saḳaṭ سَقَط z [#sḳṭ faˁal ] düşük, döküntü, hor, kıymetsiz şey Ar saḳaṭa سَقَطَ zdüştü

 sukut

Benzer sözcükler: sakata binmek, sakata gelmek, sakatlamak, sakatlanmak, sakatlık

Bu maddeye gönderenler: sakatat


21.05.2015
sakatat

Ar saḳaṭāt [#sḳṭ çoğ.] dökülenler, döküntüler Ar saḳaṭ [t.] +āt

sake

Fr saki İng sake Japon pirinç rakısı Jap sake zher türlü alkollü içki

sakın|mak

<< ETü sakın-/saġın- düşünmek, endişe etmek ETü sak düşünceli, bilinçli, uyanık +In- ETü sa- düşünmek +Uk

sakınca

TTü sakın- +çA

sakırga

<< ETü sakırku kene