sakar

saka2

~? Ar saḳḳāˀ sucu

sakağı

≈ ETü sakak çenenin alt kısmı, gıdı

sakak

<< ETü sakak çenenin altındaki sarkan kısım, gerdan << ETü *sarkak/*salkak ETü sark- +(g)Ak

sakal

<< ETü sakal sakal

sakalet

TTü sakil yersiz, uygunsuz Ar ṯaḳīl ağır

sakar

KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
sakar: al-aġarr min al-χayl [[atlarda beyaz alın izi]] TTü: "... uğursuz" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
sakar: Atların alnında subāhu'l-hayr, akıtma. sakar ve sakarlı at: meş'um. TTü: "... belalı" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
sakar: (...) sıf. 1. Meş'um, uğursuz (at). 2. Çifteli (adam).

<< OTü sakar hayvan alnında beyaz iz <? ETü sark-/salk-

 sark-

Not: Atın alın izi ile "şaşkınlık" ve "uğur/uğursuzluk" arasında kurulan ilişki Arapçada da mevcuttur. Karş. aġarr "1. atın alın izi, 2. şaşkın, şapşal" (Lane sf. I:2240), ve aynı anlamda ṣubāḥu'l-χayr صُباح الخير "uğur fitili". • Anadolu ağızlarında "uçurum" anlamında kullanılan sakar, sakarbaşı sözcükleriyle bağı anlaşılamadı. Belki "uğursuz yer" anlamında. Dinç sf. 391.


22.09.2017
sakarin

Fr/İng saccharin şeker yerine kullanılan bir madde (İlk kullanım: 1879 Ira Remsen ve Constantin Fahlberg, Amer. kimyacılar.) OLat saccharum şeker EYun sákχaron σάκχαρον za.a. (İlk kullanım: MÖ 325 Nearkhos, Büyük İskender'in Hindistan seferi dönüşünde.) Prakrit śakkharā a.a.

sakat

Ar saḳaṭ سَقَط z [#sḳṭ faˁal ] düşük, döküntü, hor, kıymetsiz şey Ar saḳaṭa سَقَطَ zdüştü

sakatat

Ar saḳaṭāt [#sḳṭ çoğ.] dökülenler, döküntüler Ar saḳaṭ [t.] +āt

sake

Fr saki İng sake Japon pirinç rakısı Jap sake zher türlü alkollü içki

sakın|mak

<< ETü sakın-/saġın- düşünmek, endişe etmek ETü sak düşünceli, bilinçli, uyanık +In- ETü sa- düşünmek +Uk