sakağı

sahur

Ar saḥūr سَحُور z [#sḥr faˁūl im.] seherde yenen yemek Ar saḥar سَحَر ztan ağarması

saik

Ar sāˀiḳ سائق z [#swḳ fāˁil fa.] sevk eden, güden, sürücü; sebep Ar sāḳa ساق zgüttü

sair

Ar sāˀir سائر z [#sAr fāˁil fa.] kalan, artan Ar saˀara سأر zkaldı, arttı

saka1

Ar saḳḳāˀ سقّاء z [#sḳy faˁˁāl mesl.] sucu, su veren Ar saḳā suladı, su verdi

saka2

~? Ar saḳḳāˀ sucu

sakağı

TTü: "atların boğazına arız olan hastalık, ruam" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
nefes alup virdikce sakağı olmış bārgir gibi kanadları biri birine çarpardı

≈ ETü sakak çenenin alt kısmı, gıdı

 sakak

Not: Ek yapısı açık değildir.


07.03.2019
sakak

<< ETü sakak çenenin altındaki sarkan kısım, gerdan << ETü *sarkak/*salkak ETü sark- +(g)Ak

sakal

<< ETü sakal sakal

sakalet

TTü sakil yersiz, uygunsuz Ar ṯaḳīl ağır

sakar

<< OTü sakar hayvan alnında beyaz iz <? ETü sark-/salk-

sakarin

Fr/İng saccharin şeker yerine kullanılan bir madde (İlk kullanım: 1879 Ira Remsen ve Constantin Fahlberg, Amer. kimyacılar.) OLat saccharum şeker EYun sákχaron σάκχαρον za.a. (İlk kullanım: MÖ 325 Nearkhos, Büyük İskender'in Hindistan seferi dönüşünde.) Prakrit śakkharā a.a.