sakıt

sakatat

Ar saḳaṭāt [#sḳṭ çoğ.] dökülenler, döküntüler Ar saḳaṭ [t.] +āt

sake

Fr saki İng sake Japon pirinç rakısı Jap sake zher türlü alkollü içki

sakın|mak

<< ETü sakın-/saġın- düşünmek, uyanık ve ihtiyatlı olmak ETü sak düşünceli, bilinçli, duyarlı +In- ETü sa- düşünmek +Uk

sakınca

TTü sakın- +çA

sakırga

<< ETü sakırku kene

sakıt

[ İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn, 1387]
kılsa takı sāḳıṭ buyurgan kişiden hecci andagok

Ar sāḳiṭ ساقط z [#sḳṭ fāˁil fa.] düşen, düşük Ar saḳaṭa سقط zdüştü

 sukut


22.12.2014
sakız

<< ETü sakız her türlü ağaç reçinesi

saki

Ar sāḳī ساقي z [#sḳy fāˁil fa.] mecliste su veya içki sunan kişi (Ar saḳā su verdi, suladı ) Aram şāḳyā שָׁקְיא zvekilharç, şarap görevlisi ≈ Akad şāḳū a.a.

sakil

Ar ṯaḳīl ثقيل z [#s̠ḳl faˁīl sf.] ağır Ar ṯaḳula ثَقُلَ zağır idi

sakim

Ar saḳīm سقيم z [#sḳm faˁīl sf.] hastalıklı Ar saḳima/saḳuma سَقُِمَ zbozuldu, hastalandı

sakin

Ar sākin ساكن z [#skn fāˁil fa.] 1. oturan, göçebe olmayan, 2. hareketsiz, dingin, 3. Arap yazısında harekesiz, ünlüsü olmayan harf Ar sakana سَكَنَ zdindi, dinlendi, bir yerde ikamet etti