safir

safderun

§ Ar ṣāf صاف ztemiz, saf Fa darūn درون zgönül, iç yüz

safdil

§ Ar ṣāf صاف zsaf, temiz Fa dil دل zyürek

saffet

Ar ṣafwa(t) صفوة z [#ṣfw faˁla(t) msd.] saf ve temiz olma Ar ṣafā شفا ztemiz idi

safha

Ar ṣafḥa(t) صفحة z [#ṣfḥ faˁla(t) mr.] düzlem, düzey, tabaka, kitap sayfası Ar ṣafaḥa صفح zyaydı, düzledi

safi

Ar ṣāfi, ṣāf صافٍ z [#ṣfw fāˁil fa.] temiz, halis

safir

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
ṣafir: Sapphyrus.

Ar ṣafīr صفير z [#ṣfr] mavi renkli bir süs taşı, gök yakut Aram saphīr ספיר za.a. ≈ EYun sáppheiros σάπφειρος za.a. Sans sanipriya शनिप्रिय z«Satürn'ün sevdiği», a.a.

Not: Fr/İng sapphire < Lat sapphirus Yunancadan alınmıştır. Eski Yunanca mücevher adlarının çoğu gibi şark kökenli bir sözcüktür.


09.09.2015
safra1

Ar ṣafrāˀ صفراء z [#ṣfr faˁlā sf. fem.] öd salgısı Ar aṣfar أصفر z [afˁal sf.] koyu sarı

safra2

İt sabura gemilerde denge ağırlığı, balast Lat saburra a.a. ≈ Lat sabulum kaba kum, çakıl taşı

safran

Ar zaˁfarān/ṣaˁfarān زعفران zsarı boya veren soğanlı bitki, crocus sativus OFa zar-paran «altın-tel», a.a.

safsata

Ar safṣaṭa(t) سفصطة z [#sfṣṭ faˁlala(t) q. msd.] laf ebeliği, sofistlik EYun sophistía σοφιστία za.a. EYun sophistḗs σοφιστής zsofist, laf ebesi +ia

sağ

<< ETü saġ 1. muteber, esen, salim (sıfat), 2. sağlık, esenlik (ad), 3. sağ el ETü sa- saymak, itibar etmek +I(g)