sade

sada

Ar ṣadāˀ صَدَاء z [#ṣdy faˁāl msd.] yankı, eko, tınlama Ar ṣadā صَدَا zyankılandı, tınladı

sadak

Moğ saġadaġ ok torbası, tirkeş

sadaka

Ar ṣadaḳa(t) صَدَقة z [#ṣdḳ faˁala(t) ] hak gözetirlik, charity ≈ Aram ṣidāḳā צדקא zdoğruluk, erdem, adalet, a.a.

sadakat

Ar ṣadāḳa(t) صداقة z [#ṣdḳ faˁāla(t) msd.] sadıklık, dostluk Ar ṣadaḳa صَدَقَ zsadık idi, dost idi

sadaret

Ar ṣadāra(t) صدارة z [#ṣdr faˁāla(t) msd.] mecliste veya protokolde öncelik, saygınlık Ar ṣadara صَدَرَ zöne çıktı, ileri geldi, kaynaklandı

sade

[ Şeyhoğlu, Marzubânnâme terc., 1380]
illā sen bir sāde göŋüllü kişisin, saŋa rāz dimege [sır söylemeye] yaramaz [ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
bir ġulām-i sāde-rū [saf yüzlü bir genç oğlan] [ Meninski, Thesaurus, 1680]
sāde yağ vulg. say yağ, sarı yağ: Butyrum [tereyağı]

Fa sāde ساده zkarışmamış, süssüz

Benzer sözcükler: sadece, sadeleşmek, sadeleştirmek, sadelik, sadeyağ


14.11.2019
sadet

Ar ṣadad صدد z [#ṣdd faˁal ] maksat, ilgi, konuyla ilgili olma ≈ Aram #ṣdd צדד zgözünü dikme, bir konuya yoğunlaşma

sadık

Ar ṣādiḳ صادق z [#ṣdḳ fāˁil fa.] güvenilir kimse, dürüst Ar ṣadaḳa صَدَقَ zdürüst idi, dost idi

sadır

Ar ṣādir صادر z [#ṣdr fāˁil fa.] kaynaklanan Ar ṣadara صَدَرَ zkaynaklandı

sadizm

Fr sadisme acı vermekten (cinsel) haz alma öz Marquis de Sade Fransız yazar (1740-1814) +ism°

sadme

Ar ṣadma(t) صدمة z [#ṣdm faˁla(t) mr.] çarpma, vurma, darbe Ar ṣadama صدم zçarptı