sıvış|mak

sıva

<< TTü *sıvağ sıvanan şey TTü sıva- +I(g)

sıva|mak1

<< ETü suva- 1. sulamak, 2. sıva, çamur, yağ vb. sürmek ETü suv su +(g)A-

sıva|mak2

TTü sığa- kısaltmak, yen ve paça sıyırmak ETü sıġ/sık kısa +(g)A-

sıvazla|mak

TTü *sıvaz ? +lA- TTü sıva- çamur, yağ vb. sürmek +Uz

sıvı

TTü sıvık cıvık, çamur kıvamında << ETü suvık a.a. ETü suva- sulamak, ıslatmak +Uk

sıvış|mak

TTü: "kaçmak" [ İbn Arabşah, Tefsir-i Ebilleys terc., <1429]
Mekke kāfirleri sizüŋ-ile muḳātele kılsalar artlarından dönüp sığışıp gerü kaçarlardı. TTü: "kaymak" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
kurna başında gasl ederken mermer üzre ayağım sıvışdı [kaydı]

<< TTü sığış- kaçışmak TTü sığ- +Iş-

 sığ-

Not: Belki ETü/TTü savuş- fiili ile kontaminasyon vardır.


30.09.2017
sıyanet

Ar ṣiyāna(t) صيانة z [#ṣwn fiˁāla(t) msd.] koruma, muhafaza etme Ar ṣāna صَانَ zkorudu, sakladı

sıyga

Ar ṣīġa(t) صيغة z [#ṣwġ fiˁla(t) mr.] 1. kalıp, form, kip, 2. Arapça gramerde kalıp Ar ṣāġa kalıba döktü

sıyır|mak

<< ETü sıdır- soymak, deri yüzmek, yüzeyini kesmek, kar küremek

sız|mak

<< ETü sız- (katı şey) erimek, (sıvı) yavaş akmak, damlamak ≈ ETü sırı- (yağ, macun) bulaşmak, dışkılamak

sızla|mak

<< ETü sızla- acımak onom sız/cız yanma ve acıma sesi +lA-