sırtar|mak

sırım

<< ETü sırım deri şerit, kayış << ETü-O sıḏrım a.a. ETü sıḏır- soymak, sıyırmak +Im

sırıt|mak

<< TTü diş sırıt- diş göstererek gülmek <<? TTü *sıyrıt- ETü sıdır- sıyırmak, soymak +It-

sırma

OYun sýrma σύρμα zçekme altın veya gümüş tel << EYun sýrma σύρμα zçekme EYun sýrō σύρω zçekmek +ma(t)

sırnaş|mak

TTü sırnak tırnak (yerel ağızlarda) +Iş- (Kaynak: DS sf. 3618)

sırt

<< ETü sırt 1. hayvanların sırtında bulunan kalın ve sert kıl, yele, 2. (Oğuzca) tepe

sırtar|mak

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
sırtarmak: Sırta dayanmak (...) arkaya güvenmek. [ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
sırtarmak: 1- karşı durmak; 2- göze çarpmak; 3- dişlerini göstererek gülümsemek. [ Ekşi Sözlük, 2003]
sırtarmak: sırıtmak benzeri bir fiil olsa da tam aynı şey diyildir. uygun olmayan durumlarda pişkin bir şekilde zoraki ve yapay sırıtmak, dişlerini göstermek ve fakat komik/sevimli olmamak anlamında kullanılır.

<< TTü sırtar- 1. sırtüstü dönmek, 2. sırıtmak TTü sırt +(g)Ar-

 sırt

Not: Anadolu ağızlarında görülen fiilin, sırt ve sırıt- sözcüklerinden türetilmiş iki ayrı anlam kümesi olduğu görülüyor.


28.03.2019
sırtı

Yun sirtí(on) συρτή zçekilen, sürüklenen, sürükleme oltası Yun syrnō σύρνω zçekmek, sürüklemek +ion

sırtlan

<< OTü sırtlān bir tür vahşi hayvan <? ETü sırt sırt? yele? +lAn

sıska

Ar istisḳā إستسقَى z [#sḳy istifˁāl X msd.] 1. susama, 2. yağmur duası etme, 3. karnı su toplama, raşitizm Ar saḳā سقا zsu verdi, suladı

sıtma

<< TTü isitme humma, ateşli hastalık TTü isit-/issit- ısıtmak, ateşlemek +mA

sıva

<< TTü *sıvağ sıvanan şey TTü sıva- +I(g)