sırt

sırıl sıklam

onom sır sır su sesi, şır şır

sırım

<< ETü sırım deri şerit, kayış << ETü-O sıḏrım a.a. ETü sıḏır- soymak, sıyırmak +Im

sırıt|mak

<< TTü diş sırıt- diş göstererek gülmek <<? TTü *sıyrıt- ETü sıdır- sıyırmak, soymak +It-

sırma

OYun sýrma σύρμα zçekme altın veya gümüş tel << EYun sýrma σύρμα zçekme EYun sýrō σύρω zçekmek +ma(t)

sırnaş|mak

TTü sırnak tırnak (yerel ağızlarda) +Iş- (Kaynak: DS sf. 3618)

sırt

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
sırt: al-hulb [[kalın ve sert kıl. Ancak Oğuzlar derelere ve küçük vadilere sırt derler.]] KTü: [ Codex Cumanicus, 1303]
ol sirtwstunde olmeti [sırtüstünde ölmedi] KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
sırt [[Kıpçak Türklerinde "kara saban", ancak Oğuz/Türkmenlerde "tepe" anlamında.]]

<< ETü sırt 1. hayvanların sırtında bulunan kalın ve sert kıl, yele, 2. (Oğuzca) tepe

Benzer sözcükler: sırtlamak, sırtlanmak

Bu maddeye gönderenler: sırtar-, sırtlan


16.09.2017
sırtar|mak

<< TTü sırtar- 1. sırtüstü dönmek, 2. sırıtmak TTü sırt +(g)Ar-

sırtı

Yun sirtí(on) συρτή zçekilen, sürüklenen, sürükleme oltası Yun syrnō σύρνω zçekmek, sürüklemek +ion

sırtlan

<< OTü sırtlān bir tür vahşi hayvan <? ETü sırt sırt? yele? +lAn

sıska

Ar istisḳā إستسقَى z [#sḳy istifˁāl X msd.] 1. susama, 2. yağmur duası etme, 3. karnı su toplama, raşitizm Ar saḳā سقا zsu verdi, suladı

sıtma

<< TTü isitme humma, ateşli hastalık TTü isit-/issit- ısıtmak, ateşlemek +mA