sırtı

sırıt|mak

<< TTü diş sırıt- diş göstererek gülmek <<? TTü *sıyrıt- ETü sıdır- sıyırmak, soymak +It-

sırma

OYun sýrma σύρμα zçekme altın veya gümüş tel << EYun sýrma σύρμα zçekme EYun sýrō σύρω zçekmek +ma(t)

sırnaş|mak

TTü sırnak tırnak (yerel ağızlarda) +Iş- (Kaynak: DS sf. 3618)

sırt

<< ETü sırt 1. hayvanların sırtında bulunan kalın ve sert kıl, yele, 2. (Oğuzca) tepe

sırtar|mak

<< TTü sırtar- 1. sırtüstü dönmek, 2. sırıtmak TTü sırt +(g)Ar-

sırtı

"sürükleme oltası" [ <1900]

Yun sirtí(on) συρτή zçekilen, sürüklenen, sürükleme oltası Yun syrnō σύρνω zçekmek, sürüklemek +ion

 sırma


26.09.2017
sırtlan

<< OTü sırtlān bir tür vahşi hayvan <? ETü sırt sırt? yele? +lAn

sıska

Ar istisḳā إستسقَى z [#sḳy istifˁāl X msd.] 1. susama, 2. yağmur duası etme, 3. karnı su toplama, raşitizm Ar saḳā سقا zsu verdi, suladı

sıtma

<< TTü isitme humma, ateşli hastalık TTü isit-/issit- ısıtmak, ateşlemek +mA

sıva

<< TTü *sıvağ sıvanan şey TTü sıva- +I(g)

sıva|mak1

<< ETü suva- 1. sulamak, 2. sıva, çamur, yağ vb. sürmek ETü suv su +(g)A-