sırf

sır2

Eski Türkçe sır "porselen macunu" sözcüğünden evrilmiştir. Eski Türkçe sözcük Eski Türkçe sırı- "(balçık) bulaşmak" fiili ile eş kökenlidir.

sıra

Yeni Yunanca sīrá σειρά z "dizi, silsile, yazıda satır" sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Eski Yunanca seirá σειρά z "zincir, urgan, ip" sözcüğünden evrilmiştir.

sıraca

Farsça sirāce سراجه z "bir at hastalığı" sözcüğü ile eş kökenlidir.

sırat

Arapça ṣirāṭu'l-mustaḳīm صراط المستقيم z "dar yol, İslam mitolojisinde kıyamette geçilen yol veya köprü" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ṣrṭ kökünden gelen ṣirāṭ صراط z "yol" sözcüğünden türetilmiştir. Bu sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen sṭrāṭā veya srāṭā סטרטא z sözcüğünden alıntıdır. Aramice/Süryanice sözcük Eski Yunanca aynı anlama gelen stráta στράτα z sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Latince aynı anlama gelen (via) strata sözcüğünden alıntıdır. Latince sözcük Latince stratum "tabaka, kaplama, döşeme" sözcüğünden türetilmiştir. (NOT: Latince sözcük Latince sternere "yaymak, sermek" fiilinden +()t° ekiyle türetilmiştir. Latince fiil Hintavrupa Anadilinde aynı anlama gelen yazılı örneği bulunmayan *sterh3- (*ster-) biçiminden evrilmiştir.

sırça

Eski Türkçe sırıçġa "cam" sözcüğünden evrilmiştir. Eski Türkçe sözcük Eski Türkçe yazılı örneği bulunmayan *sırış- "(metal) erimek, (balçık) bulaşmak" biçiminden Eski Türkçe +gA ekiyle türetilmiştir. (Kaynak: Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk sf. ) Bu sözcük Eski Türkçe sırıl- "bulaşmak, yapışmak" fiili ile eş kökenlidir. (Kaynak: Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk sf. )

sırf
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

[ Daî, Nevhatü'l-Uşşak, 1647]

Köken

Arapça ṣirf صرف z "1. katıksız, saf, 2. bir tür kırmızı boya" sözcüğünden alıntıdır. (NOT: Arapça sözcük Aramice/Süryanice ṣāraph צרפ z "(metal, özellikle altın ve gümüş) arıtma, rafine etme" fiili ile eş kökenlidir. Bu sözcük Akatça aynı anlama gelen ṣarāpu sözcüğü ile eş kökenlidir. )

Daha fazla bilgi için sarf maddesine bakınız.


12.12.2014
sırık

Eski Türkçe sıruk "yere saplanan direk" sözcüğünden evrilmiştir. Eski Türkçe sözcük Eski Türkçe sıḏır- "soymak, sıyırmak" fiilinden Eski Türkçe +Uk ekiyle türetilmiştir. Bu sözcük Eski Türkçe bir sözcükten türetilmiştir.

sırıl sıklam

sır sır "su sesi, şır şır" ses yansımalı sözcüğünden türetilmiştir.

sırım

Eski Türkçe sırım "deri şerit, kayış" sözcüğünden evrilmiştir. Eski Türkçe sözcük Oğuzca aynı anlama gelen sıḏrım sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Türkçe sıḏır- "soymak, sıyırmak" fiilinden Eski Türkçe +Im ekiyle türetilmiştir.

sırıt|mak

Türkiye Türkçesi diş sırıt- "diş göstererek gülmek" deyiminden evrilmiştir. Türkçe deyim Türkiye Türkçesi yazılı örneği bulunmayan *sıyrıt- fiilinden evrilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Bu sözcük Eski Türkçe sıdır- "sıyırmak, soymak" fiilinden Türkiye Türkçesinde +It- ekiyle türetilmiştir.

sırma

Orta Yunanca sýrma σύρμα z "çekme altın veya gümüş tel" sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Eski Yunanca sýrma σύρμα z "çekme" sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Yunanca sýrō σύρω z "çekmek" fiilinden +ma(t) ekiyle türetilmiştir.