sık

sığırcık

<< ETü sıkırçık bir kuş türü, sturnus vulgaris ETü sıkır- çığırmak, ötmek

sığırtmaç

<< OTü sığırtmac sığır çobanı ETü sıġır +mAç2

sığla

<< TTü sığala günnük ağacı, liquidambar orientalis ?

sıhhat

Ar ṣiḥḥa(t) صحّة z [#ṣḥḥ fiˁla(t) mr.] sağ olma, sağlıklı olma, sağlık Ar ṣaḥḥa صحّ zsağ idi, doğru idi

sıhri

Ar ṣahr/ṣihr صهر z [#ṣhr] evlilik yoluyla akrabalık Ar ṣahara صهر z(metal veya kemik) kaynaştı, (metal) eridi

sık

: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
sık [[az - Oğuzca]] TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
sık صق: kesīf. Densus. TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
sıklaşmak: Seyrek vukua gelmekte olan şey sık sık zuhur etmeye başlamak. (...) sıklık: Fasılaları az olan şey, dar mahal.

<< ETü sık az, kısa ETü sı- kırmak, kesmek +Uk

 sı-

Not: Asıl anlamı “az, kısa” iken, “kısa aralıklı” anlamı ağır basmıştır.

Benzer sözcükler: sıklaşmak, sıklaştırmak, sıklık

Bu maddeye gönderenler: sığ (sıva-2)


14.09.2017
sık|mak

<< ETü sık- daraltmak, sıkıştırmak

sıkı

<< ETü sıkıġ sıkım, sıkıntı ETü sık- +I(g)

sıkılgan

TTü sıkıl- +(g)An

sıkıntı

TTü sık- +(In)tI

sıklet

Ar ṯaḳala(t)/ṯiḳla(t) ثِقلة z [#s̠ḳl fiˁla(t) mr.] ağırlık Ar ṯaḳula ثَقُلَ zağır idi (≈ İbr şāḳal שקל ztartmak, ağır olmak ≈ Akad şaḳālu a.a. )