sütun

süt

<< ETü sǖt süt ETü *süd- (sıvı) sızdırmak, damlatmak

sütlaç

<< TTü sütlü aş sütlü pirinç aşı

sütleğen

TTü sütle- +(g)An

sütliman

Yun sotolimáni σοτολιμάνι zliman altı, iç liman (Kaynak: LF sf. §848.)

sütre

Ar sutra(t) سُترة z [#str fuˁla(t) ] örtü, perde, paravan, özellikle namaz sırasında öne asılan perde Ar satara سَتَرَ zörttü

sütun

[ Codex Cumanicus, 1303]
columpna - Fa: stun - Tr: tic agač [ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
sutūna ṭoğrı gitdi ve mellāh elindeki ipi çekdi ve aldı

Fa sutūn/ustūn ستون zdirek, sütun << OFa stūn a.a. (≈ Ave stūna- a.a. ≈ Sans sthūnā स्थूणा za.a. ) << HAvr *sth₂-uh₂-néh₂ (*st-ū-nā́) durdurmak, dikmek << HAvr *steh₂- (*stā-) durmak

 istasyon

Not: Aynı HAvr kökten EYun *stōís, staurós "sütun, direk", Lat instaurare "direk dikmek", Alm Stütze "destek", Stau "set, durdurucu".

Bu maddeye gönderenler: istavroz (restore), stoa (stoik), üstüvane


11.08.2015
süvari

Fa suvār سوار zata binen, binici << OFa asvār a.a. OFa asb/asp at

süveter

İng sweater 1. «terleten», sporcuların idman sırasında giydiği yün kazak, 2. her türlü yün kazak İng sweat (ad) ter, (fiil) terlemek +er << Ger *swait- << HAvr *swei̯d- a.a.

süz|mek

<< ETü süz- (sıvı) akıtmak, filtre etmek << ETü *süd-

süzet

Fr crêpe suzette karamelize şeker, portakal kabuğu ve Grand Marnier ile yapılan bir tatlı (İlk kullanım: 1896 Henri Charpentier, Fr. aşçı.) Fr Suzette [küç.] bir kadın adı Fr Suzanne a.a. +et° Lat Susanna a.a. İbr şōşana שושנה zzambak, bir kadın adı

süzgeç

<< TTü süzgüç TTü süz- +(g)Uç