sünnet

sün|mek

<< OTü-KT sün- uzanmak, uzamak ≈ ETü sun- a.a.

süne

?

sünepe

?

sünger

Yun sfungárion σφουγγάριον z [küç.] sünger EYun spóngos/sphóngos σφόγγος za.a. +arion

süngü

<< ETü süŋüg/süŋgü mızrak ETü süŋ- batmak, sinmek, içine girmek +gU

sünnet

"hitan" [ Kutadgu Bilig, 1069]
olardan birisi küḏenke aş ol / ya sunnat aşı [onlardan biri düğün aşıdır ya da sünnet aşı] [ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
sunnat ḳıldı kendü özini

Ar sunna(t) سنّة z [#snn fuˁla(t) mr.] 1. gelenek, töre, özellikle Peygamberin geleneği, 2. penis kesme geleneği ve töreni Ar sanna سنّ zdişledi, diş kesti, bıçak biledi ≈ Ar sinn سنّ z1. diş, 2. ergenliğe geçiş yaşı

 sin1

Not: Geleneksel yoruma göre Arapça sözcüğün nihai kaynağı, eski Arap töresi uyarınca belli yaşa gelen erkek çocukların dişlerinin yontularak keskinleştirilmesi hadisesidir.

Benzer sözcükler: ehli sünnet, sünnetçi

Bu maddeye gönderenler: sünni


23.08.2017
sünni

Ar sunnī سنّى z [nsb.] Peygamber sünnetini izleyen, ortodoks Ar sunna(t) سنّة z [#snn]

süper

Fr/İng super üstün, aşırı, çok (sıfat) Lat superior [kıy.] a.a. Lat super üst, üzeri, yukarı (edat ve fiil öneki) +ior HAvr *(s)uper a.a.

süperlatif

Fr superlatif İng superlative gramerde sıfat veya zarfın abartı hali, en çok, had safhada Lat superlativus Lat superlatus [pp.] üste-taşınmış +()tiv° Lat ferre, latus getirmek, taşımak

süpermarket

İng supermarket üstün-pazar

süpersonik

İng supersonic «ses üstü», ses hızını aşan § Lat super üst, üzeri (edat) Lat sonus ses +ic°