sükûnet

süklüm püklüm

? [ikil.]

sükna

Ar suknāˀ سُكْنَى z [#skn fuˁlāˀ msd.] yerleşme, ikamet etme, ikamet yeri, konut Ar sakana سَكَنَ zyerleşik idi, ikamet etti

sükse

Fr succès başarı OLat successum sonuç, ürün, mahsul, elde edilen şey Lat succedere, success- ardından gelme, izleme, bir şeyin sonucu olma Lat sub+ cedere, cess- gitmek

süksün

<< OTü-KT süksün boyun kökü, ense

sükûn

Ar sukūn سكون z [#skn fuˁūl msd.] 1. durma, dinme, dinlenme, ikamet etme, 2. Arap yazısında durak işareti Ar sakana سَكَنَ zdurdu, dindi, konakladı (≈ Aram şəkan שְׁכַן z [#şkn] a.a. ≈ Akad şakānu koymak, yerleştirmek, kâin etmek, iskân etmek ) Akad kānu olmak, durmak, konmak

sükûnet

[ Şeyhoğlu, Marzubânnâme terc., 1380]
arslan sükūnet zencīrin üzüp [kırıp] ilçiyi yırtmağa ḳasd eyledi [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
sukūnet: (Masdara ta-i masdariyet ilhakına hacet olmayıp uydurma bir lafzdır.) Durgunluk, aram, asayiş, rahat.

Ar *sukūna(t) سكونة z [#skn fuˁūla(t) msd.] dinginlik, vakar Ar sukūn سكون z [msd.] 1. ikamet etme, konaklama, 2. dinginlik Ar sakana سَكَنَ zdindi, dinlendi, konakladı

 sükûn

Not: Sükûn masdarının anlam ayrışmasını karşılamak amacıyla üretilmiş türevdir. Arapça sözlüklerde örneğine rastlanmadı.


26.08.2015
sükût

Ar sukūt سكوت z [#skt fuˁūl msd.] sessizlik, susma Ar sakata سكت zsustu

sülale

Ar sulāla(t) سلالة z [#sll fuˁāla(t) mr.] soy, bir kişinin soyundan gelenler, hanedan

sülasi

Ar ṯulāṯī ثلاثى züçlü, üçgen, Arapça gramerde üç harften oluşan (kelime kökü) Ar ṯalāṯa(t) üç

süleğen

Ar saliḳūn/sariḳūn سلقون/سرقون zkurşundan elde edilen bir kırmızı boya, kurşun tetraoksit, minium ~? EYun syrikón συρικόν zSuriye'ye özgü şey öz Syría Suriye

sülfür

Fr sulfure kükürt Lat sulpur/sulphur a.a.