süit

sübye2

?

süet

Fr suède bir tür yumuşak deri Fr peau de Suède İsveç derisi Fr Suède İsveç

süfla

Ar suflāˀ سفلاء z [#sfl fuˁlāˀ sf. fem.] en alçak, aşağı (dişi) Ar asfal أسفل z [afˁal kıy.] daha aşağı, en aşağı Ar safīl [sf.] aşağı, alçak

süflî

Ar suflīy سُفْلِىّ z [#sfl sf.] aşağıya ait, alçak Ar safala سَفَلَ zaşağı idi

sühan

Fa saχun/suχan سخن zsöz, kelam << OFa saχʷan a.a.

süit

"müzik formu" [ Cumhuriyet - gazete, 1944]
Onsekizinci asır üstadlarından birçoğunun eserlerini icra etmek, süitler, konçerto grassolar hazırlamak "... otel dairesi" [ Milliyet - gazete, 1982]
İstanbul Dedeman'ın (...) dört kral dairesi, suitleri ve uluslararası yemekleri ile restaurant'ı

Fr suite 1. peş peşe giden şeyler, dizi, seri, takım, 2. (müzikte) birkaç parçalık dizi, 3. (otelcilikte) oda takımı, 4. (modada) takım elbise << OLat *sequita [pp. fem.] Lat sequi izlemek, takip etmek, peşinden gelmek +()t°

 sekans


08.10.2017
süje

Fr sujet 1. özne, 2. konu << OLat subiectum [pp. n.] gramerde eylemin 'altında yatan' özne Lat subiicere alta atmak, buyruğu altına almak +()t° Lat sub+ iacere, iact- atmak

süklüm püklüm

? [ikil.]

sükna

Ar suknāˀ سُكْنَى z [#skn fuˁlāˀ msd.] yerleşme, ikamet etme, ikamet yeri, konut Ar sakana سَكَنَ zyerleşik idi, ikamet etti

sükse

Fr succès başarı OLat successum sonuç, ürün, mahsul, elde edilen şey Lat succedere, success- ardından gelme, izleme, bir şeyin sonucu olma Lat sub+ cedere, cess- gitmek

süksün

<< OTü-KT süksün boyun kökü, ense