sübye2

sübtil

Fr subtil ince, latif, zekice, dolaylı Lat subtilis ince (kumaş) << Lat sub tēla «kumaş altı» Lat sub+ tēla kumaş, dokuma

sübut

Ar ṯubūt ثُبُوت z [#s̠bt fuˁūl msd.] kalıcı olma, kesinleşme, ispat olunma Ar ṯabata ثَبَتَ zkaldı

sübvansiyon

Fr subvention destek Lat subventio a.a. Lat subvenire yardımına gelmek, kurtarmak +(t)ion Lat sub+ venire gelmek

sübyan

Ar ṣubyān صبيان z [#ṣbw fuˁlān çoğ.] çocuklar Ar ṣabī صبى z [t.] çocuk

sübye1

Yun supiá σουπιά zmürekkep balığı << EYun sēpía σηπία za.a.

sübye2

[ Amedî Galib Efendi, Sefaret Mektupları, 1802]
Rosele taˁbir olunan Erfenk üzümü şerbetinden ve sübye ve limonatadan üç şişe eşribe vaˁz olunmuş [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
sübye سوبيه: Badem, hıyar ve kavun çekirdeği şerbeti.

?

Not: Mısr ve Tunus'ta "hindistan cevizi içeceği" anlamıyla yaygındır, ancak Arapça sözcüğün Türkçeden alınmış olduğu anlaşılıyor.


16.09.2017
süet

Fr suède bir tür yumuşak deri Fr gants de Suède İsveç eldiveni Fr Suède İsveç

süfla

Ar suflāˀ سفلاء z [#sfl fuˁlāˀ sf. fem.] en alçak, aşağı (dişi) Ar asfal أسفل z [afˁal kıy.] daha aşağı, en aşağı Ar safīl [sf.] aşağı, alçak

süflî

Ar suflīy سُفْلِىّ z [#sfl sf.] aşağıya ait, alçak Ar safala سَفَلَ zaşağı idi

sühan

Fa saχun/suχan سخن zsöz, kelam << OFa saχʷan a.a.

süit

Fr suite 1. peş peşe giden şeyler, dizi, seri, takım, 2. (müzikte) birkaç parçalık dizi, 3. (otelcilikte) oda takımı, 4. (modada) takım elbise << OLat *sequita [pp. fem.] Lat sequi izlemek, takip etmek, peşinden gelmek +()t°